Antibencillere çağrı; 'Gelin Bencil Olalım!'
Efser SELAMET
Not: Efser Hanımın bu açıklamaları düşünülmeye, tartışılmaya değer... ama anlayabilecek kaç kişi çıkar, o da bahs-i diğer...
Toplumun gidişatını ne yönde ve nasıl buluyorsunuz?
-Toplumumuz maalesef hiç de iyiye gitmiyor! Toplumda çöküş yaşandığını ve bu çöküşün en önemli sebebinin "Antibencillik" olduğunu söyleyebilirim. Antibencillikten vazgeçmediğimiz taktirde toplumsal iyileşmenin gerçekleşmesi söz konusu dahi olmaz. Toplumsal iyileşme söz konusu olmazsa da Rabbimizin bizi düzeltmesi vuku bulmaz "Bir toplum kendisini düzeltmedikçe, Allah da o toplumu düzeltmez." (Rad, 11)
-Peki nedir "Antibencillik"?
-Kişinin kendisini her şeyin merkezine koymasıdır antibencillik. Her şey kendisi için olmalıdır antibencilin hayatında. "Ben" önemlidir "Biz"den ziyade. "Önce Ben" kavramı adeta kişinin hayat felsefesidir. Dünya antibencilin etrafında dönmelidir, aksi halde o dünya yaşanılası değildir antibencil için. Kendisinden başkası çok da önemli değildir hatta kimi zaman hiç önemli değildir, yeter ki kendisi mutlu olsun, yeter ki istediklerine sahip olsun (!)...
-"Gerçek Bencillik" tanımı nedir o halde?
-Bencillik karakterin bir parçasıdır fıtrat icabı. Kişi elbette "Ben"i düşünmelidir. Hakiki manada "Bencil" olan kişi, toplumun menfaatini düşünmesi gerektiğini bilir çünkü toplumun menfaatini düşünen bir kişi Rabbi katında kazançlı olacaktır. Halka hizmeti Hakka hizmet olarak kabul edenlerdensek; Hakka hizmet eden birey esasında kendi menfaatlerini ve çıkarlarını düşünmüş olacaktır. Bencillik, kişinin menfaat ve çıkarlarını düşünmesidir. Kişi hakiki menfaat ve çıkarlarını biliyor ise ne âlâ, yok bilmiyor ise o kişi bencil değil antibencildir. Ki bakıyorsunuz "Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olamaz." (Buhârî, İmân 7; Müslim, İmân 71, 72; Tirmizî, Kıyâme 59; Nesâî, İmân, 19, 33.)
-Bir kişi neden ve ne şekilde "Antibencil" olur?
-Konuşmamızın başında da dediğim gibi, bencillik fıtratımızda vardır. Kişi doğal olarak "Ben"i korumaya ve düşünmeye programlanmıştır. Çünkü bu dünyaya "Ben"in imtihanı için geldik ve "Ben"in başarılı bir şekilde bu imtihandan çıkmasını sağlamakla mükellefiz. Fıtrattaki bu "Ben"cillik ailenin doğru veremediği eğitimden ötürü yanlış mecralara doğru yönlenebilmektedir. Çocuk ergenlik dönemine kadar ailenin kontrolü ve eğitimi altındadır. Ergenliğe kadar aileden alacaklarını alır. Buluğ çağından sonra ise artık toplumun fonksiyonları söz konusudur. Çocukluk döneminde aile çocuğun ayaklarını doğru adreslere alıştırmadıysa bu çocuk kendisi yeni adresler keşfedecektir. Kendi bulduğu adreslerin de tecrübesizliğinden ötürü doğru olma ihtimali ne yazık ki çok düşük. Hal böyle olunca da kişinin kendisini eğitime dahil etmesi, eğilmesi çok da mümkün olmuyor.
-Peki "Bencillik" eğitimini aile çocuğuna nasıl vermeli?
-Önce tabi ki ailenin kendisi "Bencil" olmalı ve olmaya çalışmalı. Elbette aile "Bencil"liğin ne manaya geldiğini idrak etmeli. Çocuklar, ebeveynlerin aynadaki yansımasıdır. Biz ne isek, aynadaki yansımamız da o olacaktır. Bu sebeple çocukların eğitimi önce ailenin eğitimi ile söz konusu olur. Akabinde bir demirci ustasının demire şekil vermesi gibi ailenin çocuğa şekil vermesi gerekir. Bunu sağlamak için de; meslek, sanat, sosyal, spor ve eğitim ile ilgili alanlarda çocuğa ortamlar hazırlanmalıdır. Az evvel de dediğim gibi ama önce aile tüm bunları yapıyor olmalıdır. Çocuk tüm bu faaliyetlerle hem hal olur ise şayet, terbiye olması kaçınılmazdır inşallah.
-Gençliğimizden, çocuklarımızdan... velhasıl tüm insanlardan ümitvar mısınız?
-Kuran-ı Kerim'de Yusuf Suresindeki şu ayet çok nettir: "Ey Oğullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardeşini arayın. Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; doğrusu kafirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez." Bizler mücadelemizi verenlerden olalım, tedbir bizden tevekkül Allah'adır



