ÇAĞRI... HER DEM ÇAĞRIM

 


Okumak için tıklayınız...

 

 

 

 

Üye Girişi

 

 

Haber Listesi

Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerimizden haberdar olabilirsiniz.

 

Taşkın Tuna

Gönül Kapısı

Elif Sönmezışık

Kelimeler ve Endişeler

H.Nurcan Yazıcı

Karınca Kararınca

Ebru Dilek Karahasan

Ayak izleri

Safiye Abdullahoğlu

Tuzlu Kahve

Ahmet Musaoğlu

İnsanın Gerçeği

DÜNYA DÖNÜYOR SEN NE DERSEN DE!
30.04.2010

Dünya dönüyor arkadaş, sen ne diyorsun?

Nilüfer'in bu çok sevilen şarkısını hepimiz biliriz. "Dünya dönüyor, sen ne dersen de! / Günler geçiyor, farketmesen de".

Dünyanın dönüşünü o kadar sıradan ve tabiî karşılamışızdır ki, bundaki ince ve hassas dengeleri çoğu kez düşünmeyiz bile. Oysa dünyanın ekseni etrafındaki dönüşünden başka güneş etrafındaki yörüngesindeki hareketi, bu yörünge üzerindeki hızı, dolanım zamanı ve güneş dahil diğer gezegenlerle birlikte uzayda
baş döndürücü bir hızla yol alması, insanı önce hayrete, sonra derin bir hayranlığa götürecek kadar şaşırtıcı ve çarpıcı gerçeklerle ilişkilidir.

Okulda iken öğretmenlerimiz bize dünyamızın iki hareketi olduğunu anlatmışlardı. Dünya kendi ekseni etrafında döner, gece ve gündüz meydana gelir; dünya güneş etrafında döner, mevsimler meydana gelir.

Uzayda şu anda belki yüzlerce yapay uydu kendi yörüngelerinde dolanıp duruyor. Bunlar astronomi, astrofizik, meteoroloji, hidroloji, uzaktan algılama gibi bilimsel araştırmalara yönelik sürekli olarak veri topluyor ve elde ettiği bilgileri en mükemmel iletişim teknolojileri ile yeryüzüne gönderiyor. Ayrıca siyasî amaçla fırlatılmış sayıları bilinmeyen uydular da dünya etrafında dolanarak kimin nerede ne yaptığını, kimlerle neler konuştuğunu saptıyor.

Bilimsel amaçlı fırlatılan uydulardan elde edilen fotoğrafları bu satırların yazarı yıllarca incelemiş ve yerküreden 36.000 km. yukarıdan çekilen dünyanın o muhteşem görüntüsüne her zaman hayranlık duymuştur.

Gerçekten, uzaydan bakıldığında dünyamız masmavi okyanusları, bembeyaz bulutları ile yakın uzayın "mavi gezegeni" olarak ta adlandırılan canlı, dinamik cıvıl cıvıl hayat dolu bir küredir. Kutuplardaki buz dağlarından yansıyan ışığın okyanusların azgın dalgalarından akseden koyu lâcivert renklerle karışımı ne kadar şahanedir! Göller, akarsular, dağlar, ormanlar ve çöller, ışığın bin çeşit yansımasına sebep olurken, beyazdan griye kadar uzanan kıvrım kıvrım bulut örtüleri, bu yansımayı süzerek nefis renk tonlarının görünümünü daha da güzelleştirir, bakmağa doyamazsınız!

Serin rüzgârların sürüklediği bembeyaz bulutlardan tertemiz sular, kurumuş topraklar üzerine rahmet ve bereket yağdırırlar. "Hidrolojik çevrim" adı verilen ve suyun buhar, su, tekrar buhar olarak arzküre ile atmosfer arasındaki gidiş gelişi, bilimsel gözlem ve ölçümlerin matematik modellere dayalı denklemleri ile izah olunur.

Dünyanın hem kendi ekseni, hem de güneş etrafında döndüğü tartışmasızdır. Yerküre, batıdan doğuya doğru dönerken, güneşin doğu tarafından doğduğunu, zamanla ufukta yükseldiğini, sonra akşam saatlerinde de batıdan battığına şahit olmuşuzdur. Bu bize şu gerçekleri vurgular: Güneş aynı anda dünyanın bir yerinde doğarken, bir başka yerinde de batmaktadır. Gecenin gündüzü takip etmesi, gündüzün de geceden sonra gelmesi, dünyanın hem yuvarlak, hem de güneş etrafında döndüğünün bir kanıtı olarak değerlendirilmelidir.

Dünyamız, her saniyede uzaydaki yörüngesinde saniyede 30 kilometrelik bir hızla yol alıyor. Şimdi 60 kilometre, şimdi 90 kilometre, şimdi de 120 kilometre yol aldık! Aslına bakacak olursak, dünyamız zaten uzay yolculuğuna çıkmış dev bir gemi gibi düşünülebilir. Bu uzay gemisindeki insanlar, tıpkı bir otobüs durağından araca binmiş yolculara benzer. Sırası gelen belirli duraklarda iner, onların yerine yeni yolcular biner. Bu yolculukta herkes rahat ve konforlu bir koltukta oturmak ister; hatta bu yüzden zaman zaman görülen tartışmalar ve itiş kakışlarla yolcuların huzuru bozulur. Ama şu bir gerçek ki, hiç bir yolcu otobüsten inmek istemese de, zamanı gelince mecburi duraklarda "şoför" bazı yolcuları otobüsten indirecektir.

Bulutsuz ve berrak bir gecede gökyüzünü incelerseniz, semanın bir ucundan öbür ucuna kadar yayılan titrek ve bulanık yıldızlardan oluşan bir kuşak görürsünüz. Bu kuşağa Samanyolu adı verilir. Her dilde Samanyolu'nun garip, fakat anlamlı bir isim öyküsü vardır. İngilizce'de bu kuşağa milky way (Sütyolu) derler.

Uzayda Hubble uzay teleskobu ile çekilen son derecede zarif bir şekil. Nebule denilen bir gök cismi. Renkler, şekiller ve motiflerle içi içe geçmiş bir ‘Cemaliyyetin’ nefes kesen görüntüsü. Herkes hayretler içinde, herkes şaşkın, herkes şokta!

Dünyamız ve tüm Güneş Sistemi, Samanyolu denilen ve bilimsel adı ile galaksi olarak adlandırılan çok büyük, çok çok büyük bu yıldız adasının içinde sadece bir nokta gibidir. Samanyolu galaksisinin bir boydan öbür boya uzaklığını hesaplayan bilimciler, şaşkınlıktan neredeyse küçük dillerini yutacaklardı. Işığın hızı saniyede 300.000 kilometre olarak bilindiğinden; uzaydaki büyüklükler de ışık yılı olarak ifade edildiğinden; bir ışık yılının 9.5 trilyon kilometre ettiğini de dikkate alan uzmanlar, Samanyolu'nun uzaydaki uzunluğunun, 100.000 ışık yılı, kalınlığının da, 20.000 ışık yılı olduğunu buldular. Bu şu demekti: Işık, Samanyolu'nun bir ucundan öbür ucuna 100.000 yılda gidebiliyordu. Ay ışığının bize 1 saniyede; güneş ışığının da 8 dakikada geldiğini hatırlarsak, bu uzaklığın ne kadar muhteşem boyutlara ulaştığı kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Uzayın uçsuz bucaksız ufuklarına kadar uzanan bu dev yıldız kümesi, kendi merkezi etrafında korkunç bir hızla dönüyor. Bu hızı hesaplayan bilimciler, hayretlerini gizleyemediler. Zira her saniyede 225 milyon kilometre gibi hiçbir aklın tam olarak idrak edemeyeceği bu hızla koskoca galaksinin bir tam devir yapması için geçen zaman, 250 milyon yılı buluyordu. İşte bu azamet ve ihtişam karşısında uzmanlar, kağıt kalemlerini fırlatıp yorgun gözlerle birbirlerini kutladılar. Çünkü dünyamızın da bu harekete iştirak etmesiyle yeni bir hız kavramı ortaya çıkıyordu.

Son yıllarda ortaya çıkan önemli bir gerçeği de burada vurgulamak yerinde olacak. Sürdürülen bir seri hesaplamalar ve hassas gözlem ve araştırmalarla Güneşin de kendine özgü bir hareketi olduğu anlaşılınca, bilim dünyası büyük bir şok daha geçirdi. Güneşimiz, Herkül Burcu yakınlarındaki ve ismine VEGA denilen bir yıldıza doğru hareket halindedir. Güneşin bu hareketinin, kuzey kutup ekseni ile 37 derecelik bir açı yapacak şekilde gerçekleştiği ortaya çıkmış ve bu açıya bilimciler, "solar apex" adını vermişlerdir. Güneş, işte bu Vega yıldızına doğru her saniyede -her saniyede- 20 kilometrelik bir hızla hareket halindedir.

Tabiidir ki, güneşimizin bizi uzayda yapa yalnız bırakacağı düşünülemez! Güneşin bu hareketine, çekim gücü nedeniyle Sisteme dahil tüm gezegenler gibi üzerinde yaşadığımız yaşlı ve yorgun dünyamız da iştirak etmekte; böylece Güneş Sistemi belli bir doğrultu boyunca, hiç şaşmadan, şaşırmadan yoluna devam etmektedir. Ne güneşin aya yetişip onu geçmesi ve ne de ayın yörüngesinden fırlayıp güneşi sollaması mümkündür. Her biri kendi yörüngelerinde hareketlerine devam etmektedirler.

Öyleyse şu sonuç artık kaçınılmaz bir biçimde karşımızdadır. Madem ki, güneş kendi yörüngesinde her saniye hareket halindedir ve madem ki, dünya güneş etrafında dolanmaktadır ve madem ki dünya da güneşe bağlı ve bağımlı olarak Samanyolu Galaksisinin dönüşü ile hareketsini sürdürmektedir ve benzer bir hareketle Vega'ya doğru yönelmiştir. O halde dünyamız, uzayda geçtiği bir noktadan bir daha geçmemek üzere programlanmıştır.

Geçen sene bugün dünyamızın geçtiği uzay bölgesi artık çok çok gerilerde kaldı. Çünkü dünya bir taraftan kendi ekseni etrafında fırıl fırıl dönerken, bir taraftan da güneş etrafındaki yörüngesinde helezoni bir hareketle dolanıyor. Her saniye uzayın değişik bölgelerinden geçiyoruz. Nefes nefese koşan, dönen, dolanan bir dünya gezegeninde yaşıyoruz.

İşte öğretmenlerimiz bize bunu öğretmemişlerdi!

“Dünya dönüyor, sen ne dersen de!”

Dünya dönüyor arkadaş, sen ne diyorsun?

 

 

 

taskin.tuna@gmail.com

 


Yorum Yaz

  •  [ değiştir ]

                                                                      Ana Sayfa  Eserler   Yazar Hakkında   Basın Galerisi    Forum    Ziyaretçi Defter        Sunum İzle       İletişim