ÇAĞRI... HER DEM ÇAĞRIM

 


Okumak için tıklayınız...

 

 

 

 

Üye Girişi

 

 

Haber Listesi

Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerimizden haberdar olabilirsiniz.

 

Taşkın Tuna

Gönül Kapısı

Ahmet Musaoğlu

Trabzon/Spor

Elif Sönmezışık

Kelimeler ve Düşünceler

Belgin Şahin

Genç Bakış

Ahmet Musaoğlu

İnsanın Gerçeği

KAMERA.. ÇEK ÇEK
26.12.2011

            Dolaşmaya çıktığım günlerin birinde Trabzon’da hiçte görmeye alışık olmadığımız bir çok mekanda veya sokakta, “kamera vagonuyla” hareket halinde hummalı bir şekilde çalışan, bir çoğunu sanatsal uğraşlarımızdan bildiğimiz arkadaşlarımızın sinema; “kısa film, belgeselçekimleri gözümüze takılıyor. İnsanın böyle bir şeyi ilk gördüğünde etkilenmemesi mümkün değil. Sonuçta, büyük şehirlere kıyasla taşra denilen yerlerde bu trafik yoğunluğuna hiçte alışık değiliz.

Zaman zaman takip ettiğimiz bu “sanatsal hareketlilik”, ‘Kadın Dernekleriüzerinden de (vakti zamanında benim de tiyatro ile uğraşlarımdan dolayı içinde bulunup da rol aldığım BM destekli projemiz gibi) finans verilenBM - AB destekli” projeleri ve bu “projeler kontrolünde” bulunan şehirlerimizi aklıma getirdi..

İşte, bunlardan bir tanesi de “Trabzon”.. onun “halkını” yönlendirmek için de yürütülen projeler..

Şimdi biraz bilgilerimizi yoklayıp, yaşanan bu yoğunlukların altında yatanın ne olduğunu anlamaya çalışalım..

1990’lı yılların başında, “Küreselleşme” adı altında, “Büyük Orta Doğu Projesi”nin ve bunun yanında, ‘Kültürel saldırılar’ın da hayata sokulduğu bir sürece start verilmişti.

1992 yılında New York’ta, BM ‘Çevre ve kalkınma’ adlı imzaya açılan sözleşme ile, süreç içerisinde, Türkiye dahil “Doğu-Yoksul” ülkelerdeki nüfus artışının “sorun” görülmesinin çözümü olarak, karar alma sürecinde ‘Kadın ve Gençlik Açılımı’ yapılması, üye ülke Hükümetlerin önüne konulmuştu. Öyle olunca da, “Sanat atelyeleri” şehirlerimizde, tabii ki Trabzon’da da faaliyette bulunuyor. Bu faaliyetler üzerinden “ortak bilinç” oluşturulması da başlıyor. Dünya kadınları ve Gençliği arasında da “küresel bilinç” oluşturulması için “ortak değerler” üretiliyor. Artık her ülkede Kadınlar ve Gençler “ortak düşünmeye” başlıyor.

1993 yılındaki, ‘Viyana-Dünya İnsan Hakları Konferansı’, “küresel kadın hareketleri” için dönüm noktası olup, bunun sonucunda “Doğulu kadın  katmanları, yine ‘Doğulu Kadın (aktiviteleri) üzerinden’ değiştiriliyor. Kendi geleneğinden sıyrılıp “küresel ahlak” kazanan “Kadın ve Gençlik”, sinemada, edebiyatta, sanatta veya güzellik yarışmalarına vb.. ödüllerini alıyor!

Asıl ödül alanlar ise, “ödül dağıtanlar”; “hibe proje paraları verenler” oluyor.

Bir düşünelim: Kim kime “durup dururken para” verir?

Hiç kimse ..

O zaman “verilen paralar” ne anlama geliyor?

Vakti zamanında, Benim de içinde olduğum “BM destekli proje de” bunu sorgulamamıştım. Fakat, sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum.. 

Ünlü oyuncu Cihan Ünal’lı tiyatro oyunu,  “IV.Murat”da; “Borç alan buyruk alır” sözünü hatırlıyoruz. Amaçları için, dünya ülkeleri ve bizim ülkemizin de “Kadın ve Gençliğin”, geleneksel yapısından uzaklaştırılması sağlanıyor. Film çekilen şehirlerde Yerel halktan kişilere filmlerde “rol verilerek”, hatta, senarist veya hikaye yazarları bile mekan olarak kullanılan şehirden seçilerek o esere, filme doğacak halkın tepkisi önlenmiş oluyor.

BM” üzerinden gelen bu “felaket”, “AB” arkaya alınarak da devam ediyor..

“BM ve AB” anlaşmaları ve projeleri doğrultusunda kararlar alınıp, çalışmalar sürdürülüyor. Kamera’yı eline alan sokakta veya mekanda çekmeye çıkıyor; tiyatrocu ben bile köydeki kadına ulaşıyordum!..

Değiştikçe değiştiriliyorduk.. AB bünyesinde, “Avrupa Topluluğu Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü”nün yansıması, “Ulusal Eylem Planı” bile olabiliyor. Ekonomik alanda bağımsızlığı kazandığını zanneden “Kadın”, erkekle eşitlendiğini “sanmasıyla” daha da aktifleşiyor; Avrupa Topluluklarında ki gibi, “serbest yaşama” şekli “hak olarak” kabul ettirilip, kendini her konuda serbest ifade etmesi de sağlanıyor. Cinsellikte sınır tanımaz hale gelinmiş bulunuyor. Bakınız etrafınıza… ortada “aile kurumu” neredeyse kalmamış, “evlilik müessesesi” neredeyse işlevsiz hale gelmiş bulunuyor. Toplumumuzun geleneksel yapısına uymayan davranışlar, artık alenileşmiş olarak sergileniyor.

Artık “evine sığmayan Kadın ve Gençlik”, alışık olmadıkları bir dünyada kendilerini bulup, çok ciddi şeyler yaptıklarını zannederlerken, kaybolduklarının farkında bile değiller. Kocaman boşlukta kaybolmuş, hem kendisiyle, hem de toplumuyla yabancılaşmış insanımız ya psikolojik vaka ya intihar ya da cinayetlerle iç içe yaşıyor. Bir de “vicdani retcilik” oynayıp, “askere gitmiyorum” duruşu sergiliyoruz.

Bunlar kimin umurunda!.

Bizi yutmak için ağzını açmış “Tek Dişi Kalmış” canavar için hemen herkes, gönüllü olarak “açılan ağza” girmek için uğraş veriyor.

Bu arada, “timsah gözyaşları” dökenler de var. Onlar, göz göre göre“Kadını ve Gençliği” dişi sökülesi canavara teslim edenler oluyor..

Çek Çek!.. 

Kamera, sen asıl onları çek..


Ebru Dilek KARAHASAN

ebrukarahasın61@hotmail.com


Yorumlar

  • KAMERA..ÇEK..

    yelpazeyi bu denli geniş alıp yazıyı okadar sade ve kısa tutmana bayıldım öncelikle biçimsel olarak.içerik olarak da kaygılarını paylaşıorum. zaman zaman kaygıyı yaşayan zaman zaman da kaygıyı oluşturanlar safında kendi yerimi aldım. bir çok kişi de alacak hatta sana şunu söyleyim zümreler de alacak yerlerini ee ozaman.bizim derdimiz farkındalık oluşturmak deil şu saatten sora artık, biliyorsun sende deginmişsin , bizim (!) derdimiz artık amaca ulaşmak için
    özlem ışık - 29.12.2011 - 18:35
  • Sessizliğin Sesi

    Ebru Dilek hanım,dile getirdiiğiniz bu konu yine çok önemli ve ders vericiydi.Kalben tebriklerimi sunuyorum.Kendi benliğimizi kaybederek kendi kendi kendimize yabancı olduğumuz karma karışık bir evrende yaşıyoruz..Ne yazık ki,bunun farkına varamadan bu akıma kapılıp gidiyoruz.Madden ve manen ne kadar güçlü olursak biz ne kadar değişebilir, ne kadar gölgesi olabiliriz sessiz güçlerin?Kameralar bunu da çekebiliyor mu ve gerçeğin ruhunu kaydedebiliyor mu?Naçizane ifademle yazınıza aynı fikirle destek oluyor ve sevgilerimi sunuyorum..Ayşen Er
    Ayşen Er.. - 29.12.2011 - 00:13
  • Anlayana

    Ebru hanım anlayana söyledikleriniz.Anlayana yorumlarınız anlayabilene anlattıklarınız.Son vuruşunuz çok yerinde olmuş insanlar yeter ki bir açık ağız bulalım da içine girelim çabasında artık günümüzde kimse dişsiz de olsa canavardan korkmuyor. Anlayana dedim ya anlattıklarınız anlamayan varsa da yazınızı bir kez daha okursa ne demek istediğinizi anlayacaktır. Tebrikler ilk kez okudum yazınızı tesadüfen farkına vardım Saygılar......
    Gönül SAĞIR - 28.12.2011 - 17:37
  • Çek Çek Kamera..

    Ebru Hanım, çok objektıf yaklaşımlarınız nokta vuruşu yapmışsınız desem yerıdir. Saygılar..
    Mercan Dağlı - 26.12.2011 - 23:23

Yorum Yaz

  •  [ değiştir ]

                                                                      Ana Sayfa  Eserler   Yazar Hakkında   Basın Galerisi   Videolar    Ziyaretçi Defter    Sunum İzle       İletişim