Ömer Çelakıl’ın şifresini kırmak

Ömer Çelakıl’ın şifresini kırmak

 ‘Akılçelen’ olarak da bilinebilen Ömer Çelakıl, FOX Tv’de; “Ramazanın Şifreleri” isimli bir programda izleniliyor. Kendisinin hem bilgisiz olduğunu bildiğim, hem de insanımızı pek çok kez “yanılttığı”, en önemlisi de; “yalan bir şekilde yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’i bir “şifre kitabı” gibi gösterdiği için cevaplıyorum. Yoksa ‘kendisine tek bir satırımı’ ayırmayı bile gereksiz bulurum..

Haliyle, birkaç gün önce, televizyon kanallarını tararken, programında; “Kıyamet Alametleri”nden sözedileceğini duyunca, “Ne saçmalanacak” diye bakmak istedim ama, “az sonra”ya kalamadım, o andaki; “Dinozorlar-İnsan korkusu” soru-cevabı izledim. Bu sebeple bu yazımda, ”insanoğlundaki korkunun kökeninin Dinozorlar olduğu”, dolayısıyla da, “İnsanın Dinozorlarla aynı çağda” yaşadığı zırvalarını çöpe atacağım! Kasıtlı veya kasıtsız, yaptığı hatalar sebebiyle “Müslümanlardan özür dilemelidir”, bu defa da “Çelakılın şifresini kıracağım”

***

İmdi…

Bugünkü dünyanın genel morfolojik yapısının ortaya çıktığı –Paleozoyik Zaman’in sonu ile başlayan- Mezozoyik Zaman (225 milyon yıl ile 65 milyon yıl arasında yaşanan Triyas-Jura-Kretase Dönemi), aynı zamanda “dev sürüngenler olan dinozorlar çağı” daoluyor. Mezozoyik’in “ilk katı” olan Triyas Dönemi başında, dev büyüklükteki sürüngenler yeryüzünde görülmeye başlamış ve tüm Mezozoyik Zaman boyunca dünyanın hakimi olmuşlardı. “225 milyon yıl ile 65 milyon yıl önce, toplam 160 milyon yıl boyunca karalarda en çok rastlanan hayvanlar Dinozorlar….” olmuştur (1). Bu sebeple, bugün dünyanın hemen her tarafında, Dinozor fosillerine rastlanılmakta, Güney kutbunda dahi Otobur Dinozor fosili bulunmuştur (2).

Dinozorların ortaya çıktıkları dönem öncesinde, yeryüzünde bugün birbirlerinden ayrı olarak izlenen kara kütlelerin hemen hepsi birlikte, Pangea adı verilen Tek Süper Kıtayı oluşturmaktaydı (3). “Tek Süper Kıta(tek parça halindeki)” Pangae hâlinin, bugünkü “birbirlerinden ayrı” olarak izlenen kıta konumlarını oluşturmak üzere parçalanmaya başlamasından hemen önce, Triyas başında; dinozorların ortaya çıkmasıyla dünya, bu hayvanların etkisi altına giriyor, bir kutuptan diğerine kadar “korkunç sürüngenler” yeryüzüne yayılıyordu. O günün dünyası, ANİDEN (geçmişi olmadan) ortaya çıkan “kabus gibi” dev sürüngenlerle doluyordu. Bazılarının 30-40 metreyi aşan boyları, 80 tonu aşan ağırlıkları vardı. Bilim-kurgu kitaplarında okunduğu, filmlerde de izlenildiği gibi, yeryüzünde dehşet saçarak dolaşıyorlardı…

***

Dinozorların yeryüzü sahnesinde başrol aldıkları dönem aynı zamanda; “Dev bitkilerin” de görüldüğü bir “çağ” olmuştu. O dönemde hâkim bitki örtüsü olarak, bugün yeryüzünde izleyeMediğimiz çiçeksiz dev kara bitkileri olan dev eğrelti otları, at kuyrukları, alg meraları da bulunuyordu. 30 metreye varan boyları ile, ürkütücü dev eğrelti otları ve dev bitki meraları yeryüzünü kaplamış bulunuyordu.

Sözkonusu bu “Dev bitki örtüsü”, ortaya çıkmasıyla birlikte sürekli “Oksijen” üretmeye başlamıştı. Bu durum ise, “Atmosferde” bulunan ve yaşam için gerekli olan “Karbondioksit”inazalmasına sebep oluyordu. Çünkü, “dev bitkiler” zaman içerisinde çok fazla “oksijen” üretmişler; bu durum, atmosferdeki oksijen oranının “çoğalması”nın yanısıra, olması gereken “Karbondioksit” oranının da, olması gereken orandan “azalmasına” sebep olması da demek oluyordu. Bu sebeple, “..otların gelişmesi, atmosferdeki Karbondioksidin olabildiğince azalmasına neden oldu.” deniliyordu (4).

Sözkonusu bu hâl, o şekilde devam edemezdi! Çünkü, eğer devam etmiş olsaydı, bugün yaşanabilir bir yeryüzü olmayacaktı. Yaşayabileceğimiz yeryüzünün olabilmesi için ise, “otla beslenen dinozorların”ortaya çıkması gerekiyor, olan da bu oluyordu..

***

Peki de… Mezozoyik Zaman’ın “Dev bitki örtüsü”nün yeryüzünü işgal ettiği bir devirde Dinozorların da “ortaya çıkmış olmasının” açıklaması ne olacaktır?

Öncelikli bilebildiğimiz, dinozorların “yeryüzünde görülmeleri” de, “yeryüzünden yokolmaları” da, “BİRDENBİRE/ANİDEN”olmuştur. Dinozorların yeryüzünde ortaya çıkış ve yayılmaları anidenolmuştur (5). Bu dev yaratıklar, belirli bir evrimsel zaman içerisinde gelişerek değil, “birdenbire” ortaya çıkmışlardır. Yaklaşık 225 milyon yıl önce aniden ortaya çıkan Dinozorlar, yeryüzünde 160 yıl yaşadıktan sonra, 65 milyon yıl önce; Mezozoyik Zaman’ın son katı olan KretaseDönemi sonunda, tıpkı “ortaya çıkışlarında” olduğu gibi, yine “Aniden Toplu Yokoluşla” yeryüzünden silinmişler, aniden yüzünden yokolmuşlardır (6).

Bu “Ortaya çıkış (Varoluş)” ve “Ortadan kalkış (Yokoluş)” olayları gibi, “Yeryuvarı/Yaşam Tarihi”nde pek çok kez, “ANİDEN ORTAYA ÇIKAN TOPLU ORTAYA ÇIKIŞLAR” ve “ANİDEN TOPLU ORTADAN KALKIŞLAR” sözkonusu olmuştur.

Peki de, sözkonusu bu “Varoluş” ve “Yokoluş” olayları nasıl açıklanabilecektir?

Dinozorların yeryüzünde aniden ortaya çıkmalarının sebebi olarak; “…şanstan başka bir şey değil..”denilmektedir (7). “Tanrıları Şans”ın, bunu yapamayacağını düşünen “kimileri” ise, “bir diğer tanrıları”olan “iklime” yaptırmaktadır. Bunun için, “İklimde ortaya çıkan özgün değişikliklerin sürebilmesi için çok sayıda türün, aşağı yukarı eş zamanlı evrim geçirmesi gerekir.” denilmektedir (8).

Fakat, sorun şu ki; “Şans”veya “İklim” gibi SAHTE TANRILAR, dinozorların “aniden ortaya çıkmaları”ve “yine aniden ortadan yokolmalarını” nasıl sağlayacaktır?

Sağlayamazlar ama, birileri bunu mümkün görebilmektedir!

Üstelik, “Şans” veya “iklim”, bu hayvanların “OT” yemelerini de sağlamalıdır!

Tabii ki, normal bir akıl, “Şans” veya “İklimi” veya “rastlantı-tesadüfü (vb..)” tanrı yapmaz. “Bilimsel olamayış” bu iddiaları ileri sürse de, hepİsi birden “zırva” oluyor.

Akıldışılık dışındaki gerçek ise; “ANİDEN TOPLU ORTAYA ÇIKIŞ” ve “ANİDEN TOPLU YOKOLUŞ” hadiselerinin de, “TANRI/Yaradılış GERÇEĞİ” dışında açıklanamayacak olması oluyor…

***

Çünkü…

Dinozorların “yeryüzü sahnesine çıktıkları” dönem, “dev meraların” oksijen ürettikleri zaman dilimi oluyor. Dev bitki meralarının “sürekli oksijen üretmeleri” sebebiyle “zararlı olmaya başlayacakları” bir devirde Dinozorlar ortaya çıkmış bulunuyor. Bu dev sürüngenler, yeryüzüne ayak basmaları ile dev bitkilerin oksijen üretmelerine karşın, “Karbondioksit üretmeye”, buna paralel olarak da, “Oksijen fabrikaları” olan “Dev bitki meralarını” yemeye de başlıyor. Karbondioksit üretmeleri ve meraları yemeleriyle, “Atmosfer”deki “Karbondioksit-Oksijen dengesi”nin kurulmasında rol oynarlarken, “olması gerekenden” fazla oksijen üretilmesini de önlemiş oluyorlardı. Çünkü, “Yaradılış (Tasarım) Programı” işliyordu.

İlk olarakPaleozoyik Zaman’ın Devoniyen katında karalarda; o dönemin “bitkileri ve hayvanları arasında” başlatılan “ORTAK YAŞAM ZİNCİRİ (İlkesi)”, dev bitki meraları ve dinozorların yeryüzünde görülmeleriyle de sürüyordu.

Bitkiler dinozorların (-hayvanların) “soluduğu Oksijeni” üretiyor; dinozorlar da, “bitkilerin yapı malzemesi” olarak kullandıkları “Karbondioksiti” üretiyorlardı. Eğer bu “Ortak paylaşım” olmasaydı, mesela da, “Şans” veya “İklim (vb..)” tanrı olup (!!), hem bitkiler, hem de hayvanlar aynı anda “karbondioksit” üretselerdi, atmosferdeki “oksijen hızla tükenir” ve bir süre sonra canlılar nefes almalarına rağmen, “boğularak toplu halde” ölmeye başlarlardı. Fakat, bu felaket olmuyor, çünkü, “Tanrı” sadece “O” olan, “Allah”ın; “Yaradılış” programlarından sadece biri olan “Ortak Yaşam İlkesi (Zinciri)” yürürlükte bulunuyordu.

Atmosferdeki “Oksijen-Karbondioksit dengesi” Kretase Dönemi sonunda sağlanınca da, Mezozoyik Zaman boyunca yeryüzünde hüküm sürmüş bulunan “Dinozorlar” ve “Dev bitki meraları”, “65 milyon yıl önce” meydana gelen “Aniden Toplu Yokolma” hadisesine paralel olarak yeryüzü sahnesinden çekiliyorlardı!  Onları “sahneye süren” bu defa “sahneden alıyor”, yeryüzünde “canlılığın” ortaya çıkmasından sonra gerçekleşen, “İkinci Büyük Toplu Yokoluş”hadisesi de, sözkonusu bu “Ani Toplu Yokoluş” oluyor; “Hayatın/Yaşamın İkinci Büyük Perdesi” kapatılıyordu.

***

4,6 milyar yıl önce ‘Açılan Zaman Kapısı’ ile uzayda yerini alan dünyamız, bir gezegen olduktan sonra “içinin doldurulması” ve “insanoğlunun yaşayacağı bir mekan hâline gelebilmesi” için, “Son Buzul Dönemi” sonu olan M.Ö.10.000’e kadar, “küçük ve büyük” pek çok “Ani Toplu Ortaya Çıkış” ve “Ani Toplu Yokoluş”hadisesi yaşamış bulunuyor. Yaklaşık M.Ö.10.000 civarında yaşanan, “EN SONUNCU Ani Toplu Yokoluş’ hadisesi ile, o dönemin dev hayvanları olan Mamutlar dahil pek çok canlı türü yeryüzü sahnesinden silinmiş; hemen peşinden yaşanan “EN SONUNCU Ani Toplu Ortaya Çıkışla” da, “yeryüzü sahnesi”ne, “İNSANOĞLU da AYAK BASMIŞ” bulunuyor.

Dünyanın bu “EN SONUNCU ekolojik ortamı”, “insanoğlu için yaşam ortamı” olmasının yanında, “KIYAMET” hadisesi ile sonlanacak bir “İMTİHAN SALONU” da olmuştu. Böylelikle de insanoğlu, kendisinin “yeryüzüne ayak basmasından” çok çok öncesinde başlayan ve “bitkiler ile hayvanlar” arasında süregelen “Ortak yaşam Zincirine” katılıyordu.

 Sözkonusu bu “İmtihan Salonu”, haliyle de “Ortak yaşam Zinciri”,zamanı tarafımızdan asla bilinemeyecek bir devrede gerçekleşecek olan ve dünyada yaşanacak “EN SONUNCU ANİ TOPLU YOKOLUŞ” olacak olan “KIYAMET” hadisesi ile son bulacak; bu genel yokoluşla da tüm “Evren Sistemi” yokolacaktır.

***

Eğer Yeryuvarı Tarihi”, şans-rastlantı-iklim (vb..) tarihi, yani, “ÇOK TANRILI” bir yaşam tarihi olmuş olsaydı, hâlâ da Dinozorlarla birlikte yaşamamız gerekirdi.

Bir düşünelim bakalım!

Eğer Dinozorlar günümüzde yaşıyor olsalardı, “Jurassic Park”ı yaşayabilir miydik?

Yaşanamazdı, yaşayamazdık..

Jurassic Park” döneminde de zaten yeryüzünde “insanoğlu yaşamıyordu

***

Peki de.. Eğer Dinozorlar çağında yeryüzünde “insan yaşamıyorduysa”,; “Ramazanın Şifresi” denilen “Ömer Çelakıl şenliğinde”, Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu tarafından söz edilen ve ‘Çelakıl’ tarafından da kabul gören; “insandaki korkunun kökeninin dinozorlar dönemi olduğu” iddiasını nereye koyacağız?..

Hiç şüphesiz bu cahilliğin kökeni, “Avrupamerkezci İlerlemeci Evrim Kuramı” iddiaları oluyor. İsanoğlunun yeryüzüne ayakbasmasını “bu safsata” üzerinden yorumlayan Prof. Dr. Ali Demirsoy’da bu sebeple; dinozorlarla aynı dönemde yaşadıklarını (insana ata olacağını) ileri sürdükleri fare büyüklüğündeki küçük bir canlının, dev sürüngenler karşısında savaşmak için hiçbir şansları olmadıkları için gündüzleri saklanıp geceleri haramileşip canavarlaştıklarını, bu nedenle de, gündüzleri korkunç bir canavar olan, geceleri ise hareket etme gücünü yitirmiş birer zavallı olarak heykel gibi duran Dinozorların yumurtalarını, yavrularını, hatta onların yumuşak dokularını gözlerinin içine baka baka yiyerek soylarını tüketmeye başladıklarını, hiçbir neden olmamasına karşın küçük bir çocuğun karanlıktan korkmasının temelinin de büyük bir ihtimalle “sözkonusu bu devirlere dayandığını” ileri sürmüştür (11). Okuduğunuz gibi de, “insandaki korkunun sebebi olarak, Dinozorlar/çağı” gösteriliyor.

Bu dönemde yeryüzünde “insan yok”, bunu kendileri de kabul ediyor ama, Dinozorların yeryüzünden yokolmalarının, “insana ata olacağını” iddia ettikleri bir orman faresine” rahat bir nefes aldırdığı da ileri sürülmektedir. Yani, dev Dinozorları yokeden “Toplu Yokoluştan”, her nasılsa kurtulan “minnacık bir memeli-fare”, yer’den ağaça çıkıyor(muş), süreç içerisinde ağaçta önce “Yarı Fare-Yarı Maymun” oluyor(muş), sonrasında ise, “Maymun” oluyor(muş), sonra da ağaçtan yer’e inip, “Yarı Maymun-Yarı İnsan”, en sonda da “İNSAN” oluyor(muş). Bu geçişlerle de “Orman FARE’sinDEKİ ya da zeytin tanesi büyüklüğünde, yalnızca iki (2) gram ağırlığındaki bir hayvanın KORKUSU, İNSANOĞLUNA GEÇİYOR(muş)..

YUFF… ki, YUFFFFFFFF…. 

Varsayalım ki öyle. O zaman, “fare/2 gramlık” bir hayvandan (-Dinozorlar devrinden) insana kadar bir “geçiş/evrim olmuşsa”, bunu ortaya koyacak “ara geçiş fosilleri” nerede?

Öyle bir şey YOK…..Yoooook..

Dahası..

225-65 milyon yıl arası yaşayan Dinozorların, yumurtalarını, embriyonlarını, dışkılarını, iskeletlerini de bugün fosil olarak bulabilmemize rağmen, “İNSANIN ORTAY ÇIKIŞ TARİHİ DEDİĞİM”, yaklaşık MÖ.10.000’den ÖNCESİNE aitbulunmuş “BİR ADET” FOSİL İNSAN İSKELETİ NEDEN BULUNAMIYOR?.. 

Bunun CEVABI:  Yaklaşık MÖ.10.000’den evvel yeryüzünde insan yaşamamış OLDUĞU oluyor.

Bu gerçek ortada olduğu için de, “insandaki KORKUNUN SEBEBİ Dinozorlar dönemidir” diyebilen kafa yapısına, bilimdışı kaldığı için, “BEYAZ GÖMLEK” giydirmek gerekiyor.

“Doktor” da olan Ömer Çelakıl, bu “hasta/teşhisim” ve “bilgilendirmemden” sonra ne varsın hatalarını düzeltmesin ama, beni okumazsa “bilgilenemeyeği” kesin oluyor.

İnsanoğlundaki korkunun sebebi Dinozorlardır” iddiasının kaynaklandığı “Avrupamerkezci İlerlemeci Evrim Kuramı”nın kökeni de; “Afrikalıları Maymun/Hayvan” ve “Asyalıları Yarı Maymun-Yarı İnsan”, yani, uygarlaştırılmaları/köleleştirilmeleri ya da yokedilmeleri gerekir olarak gören “Fundemantalist Batılı Beyaz Adamın Tarihsel Kültürel Modeli”; esasta da, “yanlış inancı” oluyor.

***

Bir sonraki yazımda da, “Kıyamet Alametleri nedir, ne değildir(?)i” yazmak; ‘kendisine satır bile’ ayırmak değmez dedim ama, “Çelakıl/gillerin kırılmadık şifreleri” kalmasın istiyorum…

“Ne gözleri kör olanla gözleri gören,

 Ne karanlıklarla aydınlık,

 Ne gölge ile sıcaklık müsavi olmaz.

 Dirilerle ölüler hiç de bir olmaz….” Fatır (35) 19-22

Ahmet MUSAOĞLU / 29.08.2011

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir