Selçuk AYDIN mı, ‘toplumsal proje olan’ MANGA mı…

Selçuk AYDIN mı, ‘toplumsal proje olan’ MANGA mı…

-Keşke O’nunla birlikte ben de olsaydım-

Norweç’n başkenti Oslo’da yapılan 55. Eurevision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil eden Manga, İngilizce olarak söyledikleri “We Could Be The Same (Aynı olabilirdik)” isimli parçasıyla ‘ikinci’ oldu…. Başarı (mı)!…

Yarışma sonuçları çeşitli eleştirilere yol açarken, Rusya devlet televizyonu sunucusunun, Almanya’nın parçasına birçok ülkeden yüksek puanlar gelmesini, “Açıkça görülüyor ki, paraya ihtiyacı olan herkes nereye döneceğini biliyor” ifadesi pek çok şeyi anlatıyor…

Hıristiyan-Yahudi ülkeler arası dış politikalar, ‘Hıristiyan mezhep savaşları’ arasına “Aynı olabilirdik” diyerek girmemizle elde ettiğimiz ‘bu’, Eurevision’da 2.ci olduk!..

Kirletilmiş zihinlere verilen, “varın biraz da bununla oyalanın” sakızı da bu oldu… Aynı olabilirdik (!)…

‘Aynı’ olabilirmişiz!…

Peki de, neden, niye, diye sormuyorum!…

Komşumuz Yunanistan adına yarışan Giorgos Alkaios ve arkadaşları kemençemizi kullanıp, ezgileri de tamamen biz” iken, Ben/Biz’i temsil ettiği söylenilen MANGAGenevieve Cleary’in koreografisi, Natalie Marrable’ın vokalistliği, “We could Be The Same (Aynı Olabiliriz)” parçasının Belçikalı prodüktör Hans Vrancken tarafından yapılan düzenlemesi ile sahne aldı, İngilizce’de söyledi…

Bu mu “Ben/Biz?..”

“Ben/Biz” bu muyum?..

Manga’nın söylediği parçanın sözlerinde “özlem” duyulan kim?…

“Rüyalarımda gördüğüm O sen olabilirdin
Göründüğünden çok daha fazlası,
Hayatta istediğim her şey olabilirdin
Ne demek istediğimi anlıyor musun?
Bunun kader olabileceğini görüyorum
…..
Ne kadar faklı olduğumuz önemli değil
Bunca zamandır
Seviyorum seni….

…………….”

Bu sözlerde ifadesini bulan “özlem” kime!…

Geleneksel “müziğimizi” modern Batı müziği ile karıştırarak “senteze” tabii tutulması neden!…

Ya da “Ben/Biz”i “değiştiren”, “Öteki’nden” yapan nasıl “Ben/Biz olabiliyor!…

Ama, olmaz, olamaz… çünkü o “mangalaşmış”tır… artık “başkası”dır…

5 Haziran Cumartesi gecesi İstanbul’da, “Dünya Şampiyonluk kemeri” için ringe çıkacak olan ‘Selçuk Aydın’ ‘farkı’ da tam bu noktada…

O, “KENDİ (-BEN/BİZ) OLMAK” istiyor, “aynileşmek” istemiyor…

“Ben/Biz” olarak kalmak için mücadele veriyor…

O “Ben/Biz”…

“Ben/Biz” Selçuk Aydın…

Manga ise, ‘aynileşmek’ için çabaladı, “kendi olmaktan” çıktı, “bir başkası” oldu! …

“Kendi olmadan”, yani “Başkası olarak”  ‘ödül’ almayı başarızannediyor…

Fakat sorun şu ki…. Bu ülkenin insanının büyük çoğunluğu ‘mangalaşmak’ istemiyor, “Ben/Biz” olmak, “KENDİ (ÖZÜ)” olarak “kalmak” istiyor… “Kimliğinin kırılmasını” istemiyor…

Başarısı (!) sonrası Manga Grubu adına konuşan solist Ferman Akgül; “Bundan sonra daha çok İngilizce şarkı yapacaklarını, bunun da kendilerine yeni kapılar açacağını” söylerken Selçuk Aydın ise; “Umarım maç günü her şey tam istediğim gibi gelişir. Türkiye’ye ve Trabzon’a yeni bir zafer yaşatırım” ifadelerini kullanıyordu…. “Kendini” istiyor, ‘İngilazca’ istemiyordu…

İşte, Türkiye’nin kaybetmesi de bu fark; “Selçuk Aydın olmayı” değil, “mangalaşma”yı tercih etmesi oluyor…

Hâl bu olunca da… “Ben/Biz” iken “BAŞKA KİMLİK” giyilince, başarılar (!) kazanılsa da, ‘Biz’e ait olmayan-Giydiğimiz kimliğe (kimliksizliğe) ait olan’ geçici bu başarılar, “milletin hep kaybetmesi” oluyor…

Bunun için de “Ben/Biz” olan, “Aynileşmek” istemiyor, “Kendi” olarak “kalmak” istiyor, istiyoruz…

“KENDİ” olarak kalmak isteyenlerden biri olan bu satırların yazarı olan “Ben”, 09 Ekim 2002’de, “Trabzon/Haber” gazetesinde, “Keşke onlarla birlikte ben de olsaydım” başlıklı yazımda, aşağıdaki ifadeleri de yazmıştım :

“…1924 Paris Olimpiyatlarına giden Türk sporcular arasında sırıkla atlama Türkiye Şampiyonu olarak bulunan Trabzonlu Süleyman Rıza Kuğu Bey, olimpiyatlara giderken yazdığı anılarında: “Ağır yük, fakat hafifleten sebepler var. Yolum dikenli. Vazifem kutsi. Rehberim Ocağın aşkı. Penahım –sığınağım-  Allah. Önümde zafer var. Fakat, netice menfi olursa bedbahtım. 1928 olimpiyatlarına 10 Ocaklı genç götüreceğim. Hadi Süleyman. Yürü. Atla. Allah’a emanet ol.” diyordu.

Vazifesini ´kutsi´ kabul edip, dayanılacak olanın ´Allah olduğunun idraki içinde, kendisini O’na (Rabbine) emanet eden bu anlayış, başarı öncesinde ´kurtuluş savaşı´nı da kazanmıştır:

“…Keşke onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım !..” (Kur’an-ı Kerim : Nisa-4/73)”….

İşte… yeniden bir kez daha…

Dün, “bugün” olarak yaşanıyor…

Kendi (Ben/Biz) olmayı durmaksızın sürdüren Selçuk Aydın, Cumartesi gecesi  Dünya Şampiyonluk kemeri içinringe çıkıyor…

Keşke O’nunla beraber olabilseydim”…

….ama buradan:

Selçuk AYDIN… Sevgili ‘yavrum’…

Ben/Biz/i temsil ediyorsun…

‘Toplumsal proje’ değil, gerçeksin,

Sen ‘Biz’, biz Sen’iz…

Senin gibi Trabzonlu olan Süleyman Rıza Kuğu rahmetliyi hatırla…

Yolun dikenli, vazifen kutsi

Sen de, dayanılacak olanın ancak ‘Allah’ olduğunun idraki içindesin…

Hemen önünde büyük bir zafer var

Tüm dünya şampiyonluğu ‘maçı’ için hak kazanacak, yenersen ‘ilk dörde’ de gireceksin….

Haydi Selçuk…

Vur ki vurasın…

Dünya Şampiyonu da olasın…

Senin, dövüşürken zaman zaman ‘geri çekilip’, sonra ‘tekrar tekrar’ vurma stilini, “vuramayanlara”; Türkiye’yi “taviz vere vere’ yönetenlere tavsiye ediyorum…

Senin gibi, ‘vursunlar, dursunlar, vursunlar (KENDİ/ÖZ olabilsinler) ki, ancak o zaman ‘gerçek zaferi’ de yakalayabilelim…

Bunun dışındaki her hâl bizi, sayı ile veya nakavt ile kaybetmiş boksör yapar, yapıyor, Eurovision, 2.cilik, 1.cilik de hikaye!..

Umarım ve dilerim ki, “kendi olmadan (Başkalaşark)” ‘ödül kazandığını (gerçek başarı yakaladığını)’ zannedenler de senden ders alır…

Çünkü, “KENDİ/ÖZ (BEN/BİZ) olmadan” alınan her bir ‘ödül’ başarı ödülü değildir, ‘sanal ödül’dür…

Haydi Selçuk, hadi sevgili ‘yavrum’…

Başarı ‘seni/bizi’ bekliyor…

Netice menfi olursa bedbaht olabilirsin!…

Sakın haaa… o zaman sakın üzülme…

Sen BEN/BİZ’sin…

BEN/BİZ/İ temsil ediyorsun…

Diyelim ki kaybettin…

Bizi ‘gereği gibi’ temsil ettin, gayret sarf ettin, der,

O ‘nurlu yüzünü’ avuçlarıma alır, gözyaşlarını da öperim…

Biz üzülmeyiz, sakın sen de üzülme…

Gönlün müsterih olsun yavrum…

Sen sadece Trabzon’un değil,

Kimileri farkında olmasalar da, Türkiye’nin gururusun…

Kemerimiz olmasa da…

BEN/BİZ (Sen) hep “BEN/BİZ” olduğumuz için…

Zaten her dem, ‘hep şampiyonuz’…

Hadi Selçuk… yürü…

Önünde zafer var..

Çık ringe….

Üzülmeyin, gevşemeyin, inanıyorsan üstünsünüz

çağrısı sana da sesleniyor… 

Sen mangalaşmadın….

Kazansan da, kaybetsen de

Şampiyonsun, şampiyonuz!…

Sen/Ben/Biz kendimiziz, değişmedik, dönüştürülemedik,

Rabbim sana güç, kuvvet de versin…

Anadolu’nun hâs evladı…

Gözlerinden öpüyorum…

Allah’a emanet ol

Ring’tesin…

Vur ha vur ha vur…

Barış Manço rahmetlinin dediği gibi de:

Vur ha kardaş (-Selçuk) vur vur ha vur ha vur”…

Yer ve gök inliyor, bak, bakınız!!!

Selçuk Aydın ‘Yeni bir tarih yazdı’…

Altın harflerle…

Duam ile,

Haydin hep birlikte… dualarınız ile…

İnşallah…

            Ahmet MUSAOĞLU / 02.06.2010

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir