Barnaba İncili İDDİASI İslam’a saldırıdır

Barnaba İncili İDDİASI İslam’a saldırıdır

 Barnaba(s) İncili iddiası konusunda bir yazı yazmayı birkaç kez düşünmüş, yoğunluğum sebebiyle de yapamamıştım. Bir tek yazıyla ‘kalırmıyım’ henüz bilemiyorum ama, bu konuda bir yazım olsun isteğimi imdi yerine getiriyorum.

Bunu yaparken, Barnabas İncili “sorununu”, bugüne değin hiç öngörülmemiş bir şekilde ortaya koyacağım da; “Balığın/Alığın algılaması gerekmiyor”; ‘Hâlık rızasını’ kazanmak için konuşup yazıyorum, yoksa başka bir amacım bulunmuyor… 

***

Nedir bu ‘Barnaba İncili?’.. Müslümanlar açısından ‘konumu’ nedir!!..

Barnabas İncili için; “Katolik Kilisesi/Vatikan tarafından yasaklanan İncillerden birisi” deniliyor. Asıl adı Joseph (Yusuf) olan; kimilerince Hz.İsa’nın ‘Havarilerinden/öğrencilerinden’, kimileri tarafından da, ‘Havarilerinin öğrencileri olan 70’lerden’ biri denilen Barnabas tarafından yazıldığı iddia ediliyor.

Barnaba, “teselli oğlu” anlamında, ona sonradan verilmiş bir lâkaptır da deniliyor. Barnabas’ın, Kıbrıs’lı olduğu, Kıbris’ta öldürüldüğü de söyleniyor.  İsmi Joseph (Yusuf) ya da lakabıyla Barnabas, ‘esas’ olan da, sözedilen şahsın bir Yahudi olduğu oluyor. O’na atfen söz edilen İncil için; Vatikan/Kilise tarafından; “apokrif”; yani, varlığı kabul edilen, ancak içeriği Vatikan tarafından kabul edilmeyen; “halktan gizlenmiş İncil”deniliyor. Hıristiyan halktan gizlenilmesinin sebebinin ise: ‘Barnabas İncili’nde, Vatikan/Katolik Hıristiyanlığın inanç akidesinden olan ‘Teslis inancı’nın reddedilmesiolduğu da ileri sürülüyor. Hz.İsa’nın, “Tanrı veya Tanrı oğlu” olduğu değil, “Peygamber/İnsan” olduğu; haliyle de, Barnaba İncili’nde; teslis inancı ve benzer tevhid(-Allah’ın Birliği-)’e aykırı yaklaşımlara karşı tam bir ‘karşı duruş’ var deniliyor. Kısaca da, ‘Barnabas İncili’nin; ortak özellikleri ‘Pavlos yaklaşımını benimsemek olan’ kabul edilmiş 4 İncil’den farkı bu; bu noktadan hareketle de; “İslam inancına yakın” olduğu öngörülüyor…

***

Ülkemizde, ‘Barnabas İncil’inin “Gerçek İncil” olduğu iddiasını “sırtlamış” isimlerden ikisi; bu konuda iki adet kitap yazan, “Zaman Gazetesi” bünyesindeki Aydoğan Vatandaş ve de Hakkari’de, 1981 veya 1983 yıllarında  ‘bulunduğu çelişkisi de’ olan Barnabas İncil’inin bazı sayfalarını okuduğu-tercüme ettiği söylenilen, Aramice uzmanı (Profesör.Dr.’da denilmesine rağmen henüz bilimsel yayınlarını göremediğim), Hamza (Pektaş) Hocagil oluyor. Bu iki isme paralel olarak, “konuyu/sorunu” sırtlamış bir başka isim de, Bediüzzaman bağlılarından diyebileceğimiz, merhum Sadrettin Yüksel Hocanın oğlu, sosyolog-yazar, Müfit Yüksel de görülebiliyor! Ayrıca da, İslam âlemindeki Müslümanlarının hepsinin değil, “sadece bir kısmının beklediği” kurtarıcı/Mehdi’nin farklı bir versiyonu olan “Mehdix” isimli kitabındaki kurguyla, “dünyanın kurtarıcısı Mehdi” olarak, 2020 yılındaki Genelkurmay Başkanı Mehdi’yi gösteren, Ülke Tv.’den Turgay Güler de bulunuyor. Hazırlanan müsait ortamda konuşanlardan biri de, Uludağ Üniversitesi hocalarından Prof. Dr.Mehmet Çelik oluyor..

Sözkonusu bu isimleri burada konu edinmeyeceğim, ama bu isimlerin, “Barnabas İncili” denilen İslamdışılığa, insanımızı “inandırmak için” için ellerinden gelenden fazlasını yaptıklarını söyleyeceğim, söylüyorum.

Ortada olmayan bir “şey”, okuyucu ve dinleyicilerine “inandırılmak” isteniliyor. İsa’nın “madalyonunu da” bulmuşlar ama (!), daha değerli de olması gereken bu parçanın peşine nedense de düşülmüyor. Kaybedildiği söylenilen bir köpeğin peşinden giden “kimilerinin”, bir mağarada, 150 metre derinlikten sesi sayesinde, iple de inilerek (!), ‘Barnaba İncili’ bulunuyor(muş)! Orada, bulunduğu söylenilen bir ceset, rahip elbiseleri de var(mış) ama, nendense onlar hiç konuşulmuyor. Varsa da yoksa da, “Barnabas İncil”i denilen bir “hurafe” öne çıkartılıyor, bu iddia, “Özel Harp Dairesi” gazıyla da “birleştirilerek”, ileri sürülenlere “lezzet” kazandırılıyor! Nasıl bir akıl buna inanır bilemem değil, biliyorum da (!), “sözde İncil” “kozmik odadan” çıkarılınca (!), “Hıristiyanlığın tarihi değişecek”, hatta “toptan Müslüman olmaları da” sözkonusu oluyormuş. Oysa, ortada bir kandırmaca var, çünkü, sözedilmesi gereken, “Hıristiyanlık değil, Katolik Hıristiyanlık” olduğu gerçeği gizleniliyor. Ortadaki iddiacıların, amaçladıklarının, “Da Vinci Şifresi kitapları ve filmiyle” amaçlananın “aynı olduğu”; tıpkı da, “Aytunç Altındal’lı çalışmalar” gibi, “sadece kötü” o olduğu kabul edilen “Katolik Hıristiyanlığa” yapılan ‘saldırı’  olduğu için de, ünlü “Katolik Hıristiyan aktör Mel Gibson”, Hzi.İsa’nın, “Tanrı ve Tanrının oğlu” olduğu şeklindeki “inancına/akidesine” yapılan saldırılara karşı, “Mesaj-Tutku” filmini çekerek, “nefretini” kusuyor! Katolik Hıristiyanlık, “inançlarına” yapılan saldırılara karşı “nefsi müdafa” yaparken, ortadaki, “Küresel Tek Dil-Devlet-Din” kurulması amacını; bir başka deyişle, “Babil Sendromu çözümü” amacını göremeyen ya da –kalpleri ben bilemem– “görmek istemeyen” bazı “Müslüman” olarak tanıdığımız-bildiğimiz insanlar; dolaylı olarak ya da direk olarak, “Katolik Hıristiyanlığa” paralel olarak “İslam olana da” yapılan, “Fundemantalist Anglosakson-Judea ortaklığı” saldırılarına “destek” veriyor.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, kendinden önceki “orijinal mukaddes kitaplarda”, Hz.Peygamberin “bildirildiğini” bize bildirmesine rağmen de, kimileri nedense, “Barnabas İncili’i Hz.Muhammed’i bildiriyor” ya da “Kur’an ile uyumlu” iddialarını durmaksızın ileri sürüyorlar ki, ben şahsen bu gayretleri “samimi/doğru” bulmuyorum.. 

Mehmet Akif’inin “meali”nin yakılmasında ismi geçen, Hamza Hocagil’in “patronu” Malatya Eski Milletvekili İsmail Hakkı Şengüler… Oğlu Zaman Gazetesi kurucularından olan Mehmet Ali Aslan..Zaman Gazetesi’nde yazarlık yapan Özel Harpçi Sami Karamısır Paşa… Hakkari’de bulunduğu iddia edilen Barnaba İncil’i satın almak isteyen Zaman Gazetesi YazarlarındanAhmet Ersöz..

O dönemde Hakkari sınırları içinde olan Uludere yakınlarında bir mağarada, bir köpeğin peşinden gidilerek bulunan (!) ‘Barnaba İncili’ iddiaları arasında sözedilen isimler arasında ayrıca…

Ergenokon örgütü, Veli Küçükisimleri de bulunuyor.

Sahnede “ortaya karışık” bir durum; kimin ne yaptığı Bendenizi  ilgilendirmiyor. Konunun Beni ilgilendiren yönü; “Barnabas İncili” denilenin, “Tevhidi yansıttığı” iddiası üzerinden “İslama saldırı yapılıyor” düşüncem oluyor. Bu sebeple, kendilerine “Kurtarıcı” olarak Hz.Muhammed (Sav.) yetmeyip de, “Kurtarıcı” olarak, “Nüzül-i isa ve Mehdi” bekleyenlere; en az bin küsur yıllık tarihe dönüp de bir bakın, onlarca asırdan fazla “Kurtarıcı” bekleyenler hep olmasına ve her birinin de ölüp gitmelerine rağmen, “gelip giden” hiç olmadığı gerçeği de ortada, neden “Akletmezsiniz?”; Kurtarıcı, sadece Hz.Muhammed’dir, başka kimse beklemeyin, yazık ediyorsunuz ‘din sadece o olan’ İslam’a” diye sesleniyorum…

Akledemeyiş, “Barnabas İncili” kozmik odada ya da değil, deyip dursun, Biz ortadaki ‘Barnabas İncil’i (İngilizce’den çeviri Mehmet Yıldız-Önsöz ve notlar –Zaman Gazetesi yazarı– Ali Ünal, Elif Yayınları, Milenyum Yayıncılık Ltd.Şrt., 7. Baskı, İstanbul-2006) üzerinden de gelen “Tevhidsizliği” ortaya koymaya çalışalım…

***

Barnabas ‘Havari değil’ değil, Havari !! :

Bizim “Barnabacılar”; mesela da, Müfit Yüksel, Prof.Dr.Mehmet Çelik gibiler,Barnabas için, “İsa’nın Havarisi değil”, yani, “onun döneminde yaşamadı” diyorlar ama, “Barnabas İncili” denilen kitapta bizatihi “Barnabas”; –Ben Havariyim diyor:

“Nasıralı İsa’nın Havarisi Barnabas…” (s.55)”.

Zaten kitapta kendisini; 12 Havari’den –İsa’nın görüp yaşadığı kişilerden – biri gösteriyor (Bölüm-14, s.70). Dahası…

            Barnaba İsa ile konuşuyor:

“Bunu yazan gözyaşlarıyla İsa’ya yaklaşıp, dedi: “Ey muallim, bana söyle, sana ihanet edecek olan kimdir?” İsa cevap verip, dedi: “Ey Barnabas, şimdi senin için onu bilmenin zamanı değildir..” (Bölüm-72; s.160)

İsa Barnaba ile konuşuyor:

“O zaman bu (satırlar)ı yazan (Barnabas) dedi: “Yazıklar olsun reislere! Çünkü, Cehenneme gidecektir onlar.” İsa, onu azarlayarak dedi: “Böyle demekle aptallaşıyorsun, ey Barnabas!..” (Bölüm-88, s.184).

Barnabas İncili’nin ‘İsa’sı”, Barnabas’a, “İncilimi yaz” diyor:

“İsa ile yaptığım konuşma ve görüşmelerde gördüğüm ve  duyduğum gerçeği yazıyorum.” diyor (s.55).

“Ve, İsa bu (satırlar)ı yazana dönüp dedi: “Bak Barnabas, benim dünyada kalışım süresince tüm olup bitenlerle ilgili olarak benim İncili’mi…yazmalısın.” (Bölüm 221-s.365)

NOT: Bizim “Barnabacılar”; mesela da, Müfit Yüksel, Prof.Dr.Mehmet Çelik gibiler,Barnabas için, “İsa’nın Havarisi değil”, yani, “onun döneminde yaşamadı” diyorlar ama, “Barnaba İncili” denilen kitapta; yazarı olan “Barnabas ile, kitabın İsa dediği (Hz.İsa)” sürekli konuşup duruyor; yani, “aynı dönemde yaşamış” bulunuyorlar. Bu durumda, ileri sürülen tüm iddialar da hurafe, ama biz “kuyuya atılan taşı” çıkarmak için devam ediyoruz..

İsa ‘adını’ Meryem mi, yoksa Yusuf mu koydu:

“..bakire bir gün yalnızken odasına melek Cebrail girdi..Bakire meleği görünce ürktü..Meryem cevap verdi: “Şimdi ben, hiçbir erkek bilmediğimi bilip dururken, nasıl oğlan dünyaya getireceğim?”… Melek cevap verdi: “Şimdi peygamber yüklü oldun; adını İsa koyacak(sın)..” (Bölüm-1, s.56).

“..Meryem, yüklü olduğundan…ayıpsız yaşantılı Yusuf adında kendi soyundan  bir yoldaş seçti…ve ilahi teklifi ona açtı…Dindar bir adam olan Yusuf, Meryem’in hamile olduğunu anlayınca, Allah’tan korkup, ondan ayrılmayı düşündü. Bak ki, uyurken, “Ey Yusuf, neden kadının Meryem’i bırakmayı düşünüyorsun?” diye Allah’ın meleği tarafından uyarıldı (ve şöyle denildi): Bil ki, ona ne olmuşsa Allah’ın iradesiyle olmuştur. Bakire, bir çocuk dünyaya getirecek, adını İsa koyacaksın…”(Bölüm 2, s.58).

NOT: Yukarıdaki “hurafeler” bile, “Barnabas (İncili) ile” gelen “Tevhid var” iddialarına “inanılmaması” gerektiğini; –Ben Müslümanım diyenin de, “Tevhidi İncil var” dememeleri gerektiğini ortaya koyuyor… Bu gerçeği akledemeyenler Kur’an-ı Kerim’e dönsünler… ‘İsa’ isminin koyulmasını da Kur’an zaten bildiriyor:

“Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime’yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa’dır. Mesîh’tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’ın kendisine yakın kıldıklarındandır.” (İmran- 45)

Meryem “doğum sancısı” çekti mi, çekmedi mi?

Tevhidi denilen (hurafe) Barnaba ‘ya göre; “Bakire (Hz. Meryem); “… hiç sancısız çocuğunu doğurdu.” (Bölüm 3, s.59).

Kur’an ‘a göre ise, “Meryem doğum sancısı” çekmiştir: “Doğum sancısı Meryem’i, bir hurma ağacına (dayanmaya) sevketti.. (Kur’an: Meryem 19:23).

Barnaba İncili’ndeki Yusuf, İsa’nın babası mı (değil mi)!.. :

“Oniki yaşına gelen İsa…Meryem ve Yusuf ile Kudüs’e geldi. İbadetleri bitince İsa’yı kaybederek ayrıldılar..Meryem.. İsa’yı aramak için Yusuf ile Kudüse geri geldi. Üçüncü gün, çocuğu mabedde muallimler arasında…buldular…Meryem onu azarlayarak şöyle dedi: “Oğul, bize yaptığını görüyor musun? Bak, BABAN ve ben seni üç gündür…arıyoruz” İsa şöyle cevap verdi: “Allah’a hizmetin BABA ve anneden önde gelmesi gerektiğini bilmiyor musun?” Sonra İsa annesi ve Yusuf ile birlite Nasıra’ya gelip, tevazu ve saygı ile onlara tabii oldu.” (Bölüm-9, s.63, 64)  

NOT: Barnabas İncili’ne takdim/önsöz yazan Ali Ünal, bu bölümde de Barnabas İncili denilen hurafeyi “aklamak için”, “Pavlos’un takipçisi olan Luka, İsa’nın annesine verdiği cevabı şöyle aktarır: “Neden beni aradınız? Bilmiyormuydunuz ki, benim için Babam’ın evinde bulunmak gerekir.”(2: 49) Barnabas’ta görüldüğü gibi böyle bir ifadeye rastlanmıyor.” diyor ama (sayfa 64, Dip not 21), Barnabas’taki “Meryem ve İsa’nın”, Yusuf’u “Babası” görmesi “küfrünü” ise gizliyor…

Musa,  İlya, İsa ve Barnabas “aynı çağda ve aynı mekanda” nasıl oluyor!!:

“Ve İsa…Tabur dağına gitti ve oraya yanında Petrus, Yakup ve kardeşi Yuhanna’yla bunu yazan (Barnaba) da çıktı. Bunun üzerine üstünde büyük bir nur parladı, elbiseleri kar gibi oldu ve yüce güneş gibi ışıldadı ve bir de ne görelim! Oraya cinsimiz ve kutsal şehir üzerine gelmesi gereken tüm şeylerle ilgili olarak İsa ile konuşan Musa ve İlya gelmesinler mi? Petrus şöyle konuştu: “Rab, burada bulunmakla iyi ettik. Bu bakımdan, eğer dilerseniz, burada biri sizin için, biri Musa ve diğeri de İlya için üç çardak kuralım. Ve, o konuşurken, beyaz bir bulut üzerlerini örttü ve “Kendinden çok hoşnut olduğum kuluma bakın; onu dinleyin” diyen bir ses duydular. Havariler korkuya kapılarak, ölü (gibi) yüz üstü düştüler. İsa geldi ve Havarilerini kaldırıp dedi: “Korkmayın, çünkü, Allah sizi seviyor ve benim sözlerime inanmanız için böyle yapmıştır.” (Bölüm-42, s.117,118).

NOT: Hz.Musa ile Hz.İsa arasında en az 1200 yıl bulunmasına rağmen de, ‘ aynı çardağa’ sığdırılmaları, “Bilim/İslamdışılık” ama, Ali Ünal, “Aşağı yukarı aynı ifadelerle Matta, 17:1-8; Markos, 9:2-8; Luka, 9:28-36” ifadesiyle (Dip not: 65) ile, “topu” diğer İncillere atıyor, haliyle de gerçekdışı kalıyor!.. 

    Barnaba İsa’sı, kaç kere göğe çıkıp iniyor?:

          “İsa evden çıkıp…ibadet etmek için bahçeye çekildi..Bu sırada, İsa’nın şakirtleriyle birlikte bulunduğu yeri bilen Yahuda başkâhine vardı ve dedi: “…bu gece aradığınız İsa’yı elinize vereceğim..”…O zaman Başkahin..asker göndermesi için vali ve Hirodes’e bir Ferisi gönderdi ve bir lejyon asker verdiler.” (Bölüm-214, s.354)

         “Askerler Yehuda’yla birlikte İsa’nın bulunduğu yere yaklaştıklarında…O zaman kuluna gelen tehlikeyi gören Allah, elçileri Cebrail, Mikail, (İs)rafil ve Uriel’e İsa’yı dünyadan almalarını emretti. Kutsal melekler gelip, İsa’yı güneye bakan pencereden çıkardılar. Onu götürüp, üçüncü göğe…yanına bıraktılar (Bölüm-215, s.354)

         NOT: Yukarıda, okunduğu gibi de, Hz.İsa, neresiyse, “üçüncü gökyüzü” denilen yere çıkartılıyor, orada yaşarken (!!!), aşağıda okuyacağınız, Bölüm -217, 218, 219, 220’de görülebileceği gibi de, İsa göğe çıkartılmadan önce yeryüzü yaşamında çarmıha gerilecekken, yerine çarmıha gerilen Havarilerden Yahuda’nın çarmıha gerilmesinden ve de İsa’nın, “üçüncü gökyüzünden” yeryüzüne “diri” inmesinden ve annesi dahil, etrafındakilerin O’nu “görmelerinden”, dahası da, İsa’yı getiren dört meleğin, Meryeme’e “görünmelerinden” de söz ediliyor:  

          “…onun yanısıra iki hırsızı da çarmıha ölüm cezasına çarptırdılar…onu çıplak olarak çarmıha gerdiler…” (Bölüm-217, s.357-361)

         “Sonra her kes kendi evine döndü…Allah’tan korkmayan şakirtler geceleyin gidip, Yehuda’nın cesedini çalarak sakladılar ve İsa’nın yeniden dirildiğini yaydılar…Nasıra’ya çarmıhta ölmüş bulunan hemşehrileri İsa’nın yeniden dirildiği haberi geldi. Bunun üzerine, bu (satırları) yazan (Barnabas) İsa’nın annesinden…sevinmesini rica etti. Çünkü, oğlu yeniden dirilmişti..” (Bölüm-218, s.361, 362).

         “…muallimimiz İsa olduğuna inandığımız Yehuda’nın ölümünün üzüntüsüyle…İsa’nın annesiyle birlikte bitip tükeniyorduk. Bu yüzden Meryem’in koruyucuları olan melekler, İsa’nın meleklerin eşliğinde kaldığı üçüncü göğe çıkıp, herşeyi İsa’ya anlattılar. Bunun üzerine İsa, kendisine annesini ve şakirtlerini görme gücü vermesi için Allah’a dua etti. O zaman rahim olan Allah, dört gözde meleği Cebrail, Mikail, Rafail ve Uriel’e İsa’yı annesinin evine götürüp, yalnızca akidesine inananlarca görülmesine izin vererek, üç gün sürekli olarak kendisine gözetmelerini emretti. İsa nurla çevrilmiş olarak… odaya geldi. Bunun üzerine, herkes korkudan ölü gibi düştü…” (Bölüm-219, s.362, 363).

“İsa annesini kucaklayıp cevap verdi: “..anne, çünkü sana gerçekten diyorum ki, ben hiç ölmedim; Allah beni dünyanın sonuna kadar saklamış bulunuyor.” Ve, (İsa) bunu deyip, dört meleğe görünmelerini…rica etti.” Bunun üzerine, melekler…göründüler..” (Bölüm-220, s.363,364,365).

 İsa ‘yeniden’ göğe çıkıyor:

“Ve, sonra İsa kendisini görmeleri için bize, imanlı şakirtlerini çağırmamızı emretti. O zaman Yakup ve Yuhanna, Nikodemus ve Yusuf’la birlikte yedi Havari ve yetmişikiden başka daha pek çoklarını topladılar ve hepsi İsa ile birlikte yemek yediler. Üçüncü gün İsa dedi: “Annemle birlikte Zeytinlik Dağı’na gidin, çünkü oradan yeniden göğe çıkacağım, beni kimin götürdüğünü görürsünüz.” Korkularından Şam’a kaçmış bulunan yetmişiki şakirdin yirmi beşi dışında herkes oraya gitti. Ve, hepsi ibadet halindeyken, İsa öğleyin Allah’a senada bulunan çok sayıda melekle geldi, ve, yeryüzünün nuru herkesi korkudan sarattı ve yüzüstü yere düştüler. Ama, İsa..dedi: “Korkmayın, ben muaalinizim. Ve kendisinin ölüp yeniden dirildiğine inananları uyararak dedi: “Şimdi siz beni ve Allah’ı yalancılar yerine mi koyuyorsunuz? Çünkü Allah bana, size söylediğim gibi hemen hemen dünyanın sonuna kadar yaşamayı bahşetmiştir…Ve, İsa böyle konuşup…Allah’a dua etti. Ve duası sona erdi, annesini kucaklayıp dedi: “..seni beni yaratan Allah’a dayan”…Sonra, orada bulunanların gözleri önünde dört melek onu göğe çıkardılar.” (Bölüm 221-s.365, 366). NOT : Bu Bölüme ‘Dip not 144’ yazan Ali Ünal; Göğe çıkarılma ile ilgili olarak; “Hz.İsa’nın öldürülmediği kesindir…onun (Hz.İsa’nın) insanlık için yerine getireceği özel bir fonksiyonu vardır…O (-İsa) bizim bilmediğimiz bir hayatı yaşamaktadır. Nitekim bu konuya en güzel açıklığı getiren Bediüzzaman Said Nursi Hz. Şunları söylemektedir: “SUAL: Hz. Hızır aleyhsselam hayyatta mıdır?.. Elcevap: Hayttadır, fakat meratib-i hayat beştir…Üçüncü Tabaka-i Hayat: Hazret-i İdris ve İSA Aleyhisselam’ın tabaka-i hayatlarıdır…Adeta, beden-i mesali letafetinde ve cesed-i necmi mu-raniyetinde olan cism-i dünyevileriyle semavatta bulunurlar. Ahirzamanda İsa Aleyhisselam gelecek…tabii felsefenin açacağı küfür cereyanı karşısında İsevîlik tasaffi ederek islamiyet’e inkilab edecek ve İsevilik şahs-i manevisi o dinsizliğin şahs-i manevisini öldürdüğü gibi, Hz.İsa Aleyhisselam’da o dinsizliğin şahs-i manevisini temsile den Deccal’i öldürecek, yani inkâr-ı Ulu-hiyet fikrinini öldürecek (MEKTUBAT, 8: 3-5)….Hz.İsa’nın Kıyamet’e yakın inip, Hz.Mehdi ile birleşerek hınzırı öldüreceğini..haçı kıracağını kabul ediyoruz. Bu konudaki Hadisler Kütüb-ü Sitte dahil tüm Sahih Hadis kitaplarında geçtiği gibi.. (Ali Ünal, Dip not : 144, s.366-370)”

     NOT: Hz.İsa’nın hemen herkesin gözleri önünde “göklere alındığı/çıkarıldığı” öngörüsü için İslamdışılık; Tevhid anlayışına uyan bir hadise değil. Ali Ünal’ın, onun (Hz.İsa’nın) yeryüzüne yeniden döneceği, “insanlık için yerine getireceği özel bir fonksiyonu vardır” görüşüşü ise, “Son din

İslam’ın tamamlanmamış olduğu” demek gibi oluyor. “Nüzül-i İsa ve Mehdi gelecek” şeklindeki iddiaları için ise, bu tür görüşlerin Kur’an’da bulunmadığını, Hadis olarak ileri süren iddiaları tekzip eden Sahih hadiseler bulunduğunu da, “İsa’sız, Mehdisiz islam olmuyor mu” isimli eserimde zaten ortaya koymuş buluyorum…

***

            F.G.Hocaefendi diyor ki:

           “…Hz. Mesih’in ahir zamanda iniş keyfiyetiyle ilgili birtakım kelimeler, daha sonra hadise katılmış ilavelerdir ve bunlar, Efendimiz tarafından söylenmiş gibi gözükse de ona ait değildir. Bu hususta bir hatıramı aktarmak istiyorum: Bir gün duasını alayım düşüncesiyle, sevip-saydığım büyük bir zatın ziyaretine gitmiştim. Mesele dönüp dolaşıp Hz. Mesih’in nüzulüne gelince; ‘ahir zamanda Hz. Mesih nüzul edecek, eline kılıcını alacak, insanları haklaya haklaya İstanbul’a kadar gelecek, sonra da kılıcını Sultanahmet’in minaresine asacak’ dedi. Benböyle birisinin bu şekildeki açıklamalarına şaşıp kalmıştım. Haddizatında çok zeki ve aynı zamanda Arapça’ya hakim olan bu zat, zannediyorum hakkında hüsn-ü zan ettiği, ya da keşfine-kerametine inandığı insanlardan duyduğu bu tür şeylere, i’mal-i fikretmeden ve bu kabil konuları muhkemata ircaı düşünmeden inanıyordu. Halbuki birazcık düşünmüş olsaydı, Efendimiz döneminde ne minare denen nesnenin ne de Sultanahmet Camii’nin olmadığını düşünerek böyle bir ifadeden vazgeçecekti. Bu türlü şeyler zaman zaman belki hepimizde olabilir; hakkında hüsn-ü zan ettiğimiz kimselerden duyduğumuz şeylerle alakalı ne Kur’an’da, ne Sünnet’te, ne de büyüklerin yorumlarında hiçbir şey olmamasına rağmen, onları hemen kabul eder ve çevremize de anlatırız.”..

            İşte, sorun ve çözüm de bu açıklamada : İnsanımız,sevdikleri insanların, “sanki peygamberlermiş gibi, hiç HATA yapmayacaklarını” kabul ettiklerinden, yanlış olan “Nüzül-i isa ve Mehdi gelecek” anlayışını yaşatıyor ama, “İslamın din anlayışını da” öldürüyor! “Bugünkü tasavvuf anlayışı”, bu tip iddialarıyla hacısını hocasını yaşatıyor belki ama, “İslam olanı” da yokediyor…

***

“Barnabas İncil” denilen için, “Hz.Peygamberi bildiriyor/Tevhid” öngörüsü yapılınca, rahmetli Akif’in; “Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir” tespiti gereği, “Yer’de olan bir kısım Müslüman” için; “Barnabas İncil’inin Tevhid içerdiği” iddiasıhiç sorgulanmadan ‘kabul’ görebiliyor. Bir kısım, ‘Müslüman tanınan’ insan ya “bilemedikleri/cahiliyetleri” ya da “kirli arka plan” amaçları sebebiyle, “Barnabas İncili” denileni, “Gerçek İncil” olarak yüceltebiliyor. Pavlos yaklaşımını benimsediği kabul edilen “4 İncil” daha önceleri de Müslümanlarca kabul edilmiyordu ama, bu defa daha şiddetle reddedilip, “Gerçek İsevilik” denilen bir ‘hurafe’ Müslüman olanın kucağına “bomba” olarak konuluyor. Fakat, asıl konulan, “Gerçek Yahudilik!!”; haliyle de, “dinlerin birleştirilmesi” kirli amacı oluyor. Yerli işbirlikçi “bir kısım Müslüman” eliyle de ama, “Fundemantaslit Anglosakson-Judea ortaklığı”, “Nüzül-i isa ve Mehdi gelecek” beklentisindekilerin desteğiyle de, ‘Pavlos Hıristiyanlığı’ deyip “Katolik Hıristiyanlığı” yokettirken, “İslam olanı da” reforme ettiriyor.

Yüce Kur’an’ın, sıklıkla öngördüğü; “Akletmez misiniz?” çağrısından yoksun bugünkü Müslümanlar, “emin oldukları için değil”, “Akledemeyişleri” yüzünden kendilerine hazırlanan  “tuzağa” yakalanabiliyor. Bizim uğraşımız, “Tevhidi İncil” iddiası “kirliliğini” ‘temizlemek’ gayreti oluyor…

***

Barnaba İncili’nde, İsa, “Ben Mesih değilim” derken:

“..İsa itirafta bulunup, gerçeği söyledi: “Ben Mesih değilim…ben, sizin “Mesih” dediğiniz, benden önce yaratılmış, ve benden sonra gelecek…Allah’ın Elçisi’nin ayakkabılarınıni… bağlarını çözecek değerde değilim.” (Bölüm-42, s.116, 117).

Kur’an-ı Kerim’de ise, O’na/İsa’ya “Mesih” deniliyor :

“Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime’yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa’dır. Mesîh’tir…” (İmran- 45)

           Barnabas İncili’nde Hz.Muhammed (SAV.)’e Mesih deniliyor:

           “…İsa cevap verdi: “…ben kuşkusuz o değilim, çünkü o benden önce yaratılmıştır ve benden sonra gelecektir… O zaman, Kahin dedi: “Mesih’e ne ad verilecek…İsa cevap verdi: …MUHAMMED O’nun kutlu adıdır.” (Bölüm-96-97; s.194,195,197)

          Yukarıda görülebildiği gibi de; Barnabas İncili’nin İsa’sı; “Hz.Muhammed (Sav.)” için “Mesih” derken, aynı İncil’in hemen baştarafında Barnabasİsa için Mesih tanımını kullanıyor:“Mesih denilen Nasıralı İsa…” diyor (s.55).

              Ezcümle..

Barnabas İncil’i denilen kitaba kim “inanırsa inansın”; onlara da, kitaplarına da sözüm yok. Benim itirazım; sözkonusu bu kitaptan, “Hz.Muhammed (Sav)/Tevhid” çıkartan (!) bazı, –Ben Müslümanım diyen insanlara…

           “Akletmez misiniz?”…

          Ahmet MUSAOĞLU

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir