Sabah el hayr / Tasbahu alel hayr…

Sabah el hayr / Tasbahu alel hayr…

Gazeteci Yazar Nuray Mert, Ortadoğu’ya yaptıkları gezilerinden biri dönüşünde; “Arapça çok güzel, çok ışıklı bir dil. Her dilde öğrenilen ilk kelimelerden birinden başlayalım, hem bunu derin bir uykudan uyanma temennisi olarak da okuyabiliriz; ‘sabah el hayr’!Günaydın, hayırlı sabahlar demek. Cevaben ‘sabah el nur’ diyoruz, ışıklı nurlu sabahlarArapça ‘iyi geceler’ derken bile sabahı öngörüyoruz; ‘tasbahu alel hayr’, yanı hayırlarla sabahlayınız. O halde hepinize sabah el hayr veya tasbahu alel hayr!” diye yazdıkları gün, Ben bu yazıyı yazmayı kafama koymuştum.. nasip, çok uzun bir zaman sonra ancak bugün, ilk olarak, 06.11.2006

Yazımızda, Nuray hanımın ifadelerinin, basit birer “temenni, sadece günlük yaşam dilekleri” olmadığını, “Arapça ‘iyi geceler’ derken bile sabahı (derin bir uykudan uyanma temennisi olarak sabah el hayr) öngörüyoruz” sözlerindeki anlamın, bir ‘arka planı’ bulunduğunu, bu ‘arka planın’, ‘İnsanın Gerçeği’ olduğunu ortaya koymaya çalışacağız. Bunu yaparken de, Kainatın (Evren Sistemi’nin) ‘başlangıcı’ olan ‘Gün’e ve de ‘Son günü’ olacak olan, ‘Kıyamet gününe’ atıfta bulunacağız…

***

Herşey nasıl başladı? Gökler ve yeryüzü nereden geldi? Kainat (Evren) Sistemi’mize  ilişkin ne biliyoruz? Niçin ortaya çıktı? Nereden gelip nereye gitmektedir? Bir ‘Başlangıcı’ var mı? Ya da bir ‘Sonu’? Eğer ‘Sonu’ varsa, sonrası neler yaşanacaktır?”…

İnsanlığın ‘en eski sorusu’ bu ‘sorulması sürecek soru da’ bu..

İşte, yaşamakta olduğumuz Evren Sistemi’mizin varlığı üzerine yapılan tartışmalar ya “Evren, hiç değişmeyen bir durumda varlığını sürdürmektedir” iddiasını ileri süren –Durağan Evren Modeli-, ya da “Evren, çok uzak olmayan bir geçmişte, aniden başlamıştır” iddiasını ileri süren –Standart Model– öngörüleri üzerine yapılıyordu.

Birbirine tamamen ‘zıt’ bu ‘iki görüş’, yakın yıllara kadar büyük bir ‘çatışma’ içerisinde bulunuyordu. Fakat artık bu ‘çatışma’ bitmiştir. Çünkü, 20’inci yüzyılın ilmi, yaşadığımız Kâinatın/Evren Sistemi’mizin ezeli olmadığını, bir ‘başlangıcı’ bulunduğunu tespit etmiş bulunmaktadır. “Bir başlangıç ve son gerekmeyen, hareketsiz, Kendiliğinden Ortaya Çıkmış Evren” düşüncesinin yerini, “Bir ilk başlangıca bırakmış, hareketsiz Evren düşüncesinin yerini Genişleyen Evren” düşüncesi almıştır. Böylece de, kainatın başlangıcı var mıdır, yok mudur (?) tartışmaları bitmiştir. Big Bang (Büyük/Şiddetli Patlama) modeliyle, Evren Sistemi’mizin bir “başlangıcı” olduğu, yani, ‘Yaratılmış bulunduğu’ tartışılamaz bir şekilde ‘kesinleşmiş’ bulunmaktadır…

Sözkonusu bu ‘kesinlik’, hem “Yaratılışın Altı Günü” isimli eserimde, hem de pek çok makalemde ortaya koyulduğu için, burada sadece, ‘Büyük Patlama’ gerçeğinin “Kur’an boyutuna” değinip, tekrar konumuza döneceğim… 

***

Kur’an-ı Kerim’in, hemen her gün okuduğumuz halde bir türlü fark edemediğimiz ayetlerinden ikisi, “Felak Suresi’nin 1 ve 2’nci ayetleri”, Evren Sistemi’mizi ortaya çıkaran “Büyük (Şiddetli) Patlama’yı –Bing Bang-” bize haber vermiş bulunmaktadır:

“De ki:”Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım, Yarattığı şeylerin şerrinden,”

    (Felak (113) 1-2

Rahmetli Haluk Nurbaki, “Felak Suresi”nin “ilk iki” ayetinde, Allah’ın; “yaratılmışların şerrinden kendisine sığınmamızı” emrederken, kendi sıfatlarından bir değişik terkibi, Rabbil Felak’i kullandığını, bu kullanımda “Rab sıfatı” ile, “Şiddetli İnfilak (Büyük Patlama)” sonucu ortaya çıkan nesneler (varlıklar) anlamına gelen “Felak” kelimesinin birleştiğini; ayetlerin bu yönüyle evrenin ilk başlangıcına (şiddetli patlamadan doğan varlıklara) işaret ettiğini ifade etmiştir: “Kur’an varlıkları tanımlarken Büyük Patlama’dan sonra var olanlar anlamına -felak- kelimesi ile tanımlıyor…Allah, maddesel evrenin şekillerini murad etmiş ve Kün (OL) emri ile bir patlamayaratmıştır. Sonuçta felaklar (yani, patlamadan doğan varlıklar), Allah’ın Rab sıfatı ile akıl almaz fiziksel bir kompitür nizamına sokulmuştur.” demiştir (H.Nurbaki:Kur’an-ı Kerim’den ayetler ve Gerçekler). Elmalı Hamdi Yazır ise, Felak Suresi tefsirinde; Büyük Patlama sonucu -yokluktan varlığa çıkışın- (Big Bang’ın) tanımlamasını zaten yapmış gibidir: “…felâk…derin bir kelimedir…en esaslı manası…birdenbire çatlatıp ayırmak…infilak ettirilmiş….Mesela bir çekirdeği (başlangıç maddesini) çatlatmak bir felk, çatlaması bir infilâk, bir infitar….O felakın fâlikı (sabahı ortaya çıkaran) : yarıp yaratıcısı…zulmeti yarıp sabahı açıcı ve bu suretle yokluktan çıkarılarak doğup doğuran.hâlık ve mürebbisi…olur.” demiştir.

Müfessirlerimiz, tıpkı, bilimin, Evren Sistemi’mizin ortaya çıkışını sağlayan “ilk Tekil Nokta’yı tarif etmesi gibi, bir ‘başlangıç maddesi’nin ‘Şiddetli Patlaması’ ile ölüden (Yokluktan) diri (Kainatı) ortaya çıkaran başlangıçtaki “ilk Tekil Nokta”yı tarif etmiş; Karanlıktan Aydınlığa,  yani‘Sabaha Çıkış’ anlatılmıştır. Zulmet (Karanlık) haldeki bir ‘Asıl’dan (Tekil Nokta’danakabinde “Nur (Aydınlık, Sabah)” ortaya çıkmış, bütün mahlûkat (varlıklar) oluşmuştur

***

İşte, geçmişte sonsuz yoğunluktaki bir “Tekil Nokta”nın “aniden” patlamasıyla -Karanlıktan/Gece’den- “Sabaha Çıkıp” da, hâlâ da yaşamını sürdüren Evrenimiz; yani, Kâinat Sistemi’miz; dolayısıyla da insanoğlu; ‘Son Günü (Kıyamet)’ esnasında da yine bir “Tekil Nokta”da olacak; ama bu defa, yeniden “Karanlığa girecek”,”Yeniden Doğuş İçin”  ‘yokoluşu’ yaşayacaktır.

Girilecek bu ‘Karanlığı’ ise; “Felak Suresi’nin 3’nci ayeti” bildirmektedir. Felak Suresi 1-2’nci ayetleri, “İlk Tekil Nokta’yı (Evrenin başlangıcını/Karanlıktan Sabaha çıkışını)” bildirirken; devamı olan 3’ncü ayetteki“vakab” kelimesi, Evrenin ‘Sonu’ olacak olan “Son Tekil Nokta”yı, yani, “ilk başlangıçta” KARANLIKTAN (Karadelik Tekilliğindençıkan SABAH’ın (Evrenin), “tekrar KARANLIĞA” döneceğini; yaşamın/Evre Sistemi’nin “Son” bulacağını haber vermektedir:

“Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, Felak (113) 3

Elmalı’nın, Ayette (Felak-113/3) geçen ‘Vukubu sıra’ tanımlaması için; –Girip daldığı veya Battığı ZamanKaranlık basmak– anlamlarında olduğunu açıklaması, Evrenin “son bulacağı” yeri, yani, “tekrar KARANLIĞA gireceği Son Tekil Nokta”yı (Karadeliği) bize bildirmektedir.

***

Evren Sistemi’imizin “Başlangıcı” ve “Sonu” için sözettiğimiz bu “İKİ TEKİL NOKTA”dan ilk’i, yani, “Giriş Tekilliği” olanı “Geçmişte Big Bangte,yani, “Evren Sistemi’mizin doğumunda”, ikincisi, yani “Çıkış Tekilliği” olanı ise, “GelecekteBig Crunch’te, yani, “Evrenimizin ölümü” olacak olan Kıyamet’tedir. “İlk Tekillik”, “Karanlıktan Aydınlığa(Sabaha) çıkaran; “İkinci Tekillik” ise,“Karanlığa sokup da, sonrasında Yeniden Aydınlığa; ‘yeni bir Sabaha’ çıkaracak olan Tekillik”olmaktadır.

Halen “SABAH”ı (Aydınlığı) süren Evren Sistemi’miz, “Son (Kıyamet/Big Crunch) günü” KARANLIĞA GİRECEK; hâlen yaşanmakta olan “Sabah (Aydınlık)”, ‘Son Gün’ KARANLIKTA BATACAKTIR. Buna paralel olarak da, “insanoğluna ait” TÜM BİLGİ, “önce Karanlığa”, hemen sonrasında da, “bir başka Evren Sistemi”nde, yani, “Cennet ve Cehennemin bulunduğuyaşadığımız Evren’in hemen yanıbaşında bulunan, fakat, henüz işlemeyen; insanoğluna ait ‘tüm bilgilerin’ Kıyamet ile oraya geçmesiyle işlemeye başlayacak olan” Ahiret Yurdu’nda, “Sabaha” çıkacaktır. Kıyamet hadisesi bitiminde “Evrenimizi yutacak” “Son Karadelik” ile; “KARADELİK-KURTDELİĞİ-AKDELİK geçişi” sonrası Ahiret Yurdu’nda “YENİDEN DOĞUŞ” yaşanacaktır

***

İşte…

Arapların, günlük ‘Sabah el hayr’ ya da ‘Tasbahu alel hayr’ temennileriaynı zamanda, “kainatta/Evren Sistemi’mizde” mevcut olan “TÜM BİLGİ”yi kapsamakta olan yaşamakta olduğumuz “Evren Sistemi”nin, sürmekte olan “Sabahı”nın, “Kıyamet (Big Crunch)” ile “Son” bulacak olması ile girilecek “KARANLIK”tan, yani, Kıyamet sonunda kalacak “Son Karadelik”ten; EvrenimizDEN “Çıkış Tekilliği ile yaşanılacak, “KARADELİK-KURTDELİĞİ-AKDELİK geçişleri” sonrası, “tekrar doğacak” olan “SABAH”a(Aydınlığa) çıkmayı da anlatmaktadır.

Bir başka deyişle de..

Sabah el hayr; günlük ‘hayr’lar’ dileme dışında, “iki safhalı” sürmekte olan “yaşamın/hayatın”, ikinci safhası’nın başlayacağıAhiret Yurdu”nda “doğacak yeni yaşam” için de “hayırlar dilemek”; “derin bir uykudan hayr’la uyanılma” niyazı da olmaktadır. Arapça tasbahu alel hayr; iyi geceler’ derken bile, “Sabahı” öngörüyor; “Kıyamet (Big Crunch)” sonrası doğacak “Yeniden Doğuşa” çıkışta, “hayırlarla sabahlayınızdiye niyaz –dua– da olmaktadır…

***

Bu açıklamalarımızdan sonra Nuray hanımın yazdıklarını bir daha okuyalım: “…bunuderin bir uykudan uyanma temennisi olarak da okuyabiliriz; ‘sabah el hayr’!Günaydın, hayırlı sabahlar demek.Cevaben ‘sabah el nur’ diyoruz, ışıklı nurlu sabahlarArapça ‘iyi geceler’ derken bile sabahı öngörüyoruz; ‘tasbahu alel hayr’, yanı hayırlarla sabahlayınız. O halde hepinize sabah el hayr veya tasbahu alel hayr!”…

Nuray Hanım’ın “bahsedemediği” gibi de, ‘Sabah el hayr’ ya da ‘Tesbahu alel hayr’ ile, sadece ‘günlük temenni’ dilenmiyor; ‘Yeniden Doğuş’ sonrası yaşayacağımız ‘Ahret Evreni’ne ‘hayırla çıkmak’; orada ‘hayrı yaşamak’ kastediliyor.

Çünkü, “Karanlıktan (İlk Karadelik’ten)” doğan “Sabah”, ‘Gece’ye; “Gece” ise, Kıyamet hadisesi ile doğacak bir başka “Sabah”a, yani; “Başlangıç (Karanlıktan, yani Evrenimizin ortaya çıkışı ile doğan Sabah sonrası)”Yeniden Sabaha Doğuş’ için, “Son’a/Kıyamete dönmüştür…

Sabah el hayr veya tasbahu alel hayr

Her Gece, “şer (karanlık)”; her Sabah da “hayr”dır (aydınlıktır)..

Öyle olunca da, bize yapılan günlük, “Sabah el hayr” ya da “Tasbahu alel hayr” temennileri ile aynı zamanda; yaşamakta olduğumuz ‘Geçici Evren’de ‘İlk (safha) yaşamımız’ mutlaka bitecek; ‘Kalıcı Evren’de/Ahiret Yurdu’nda ‘ikinci (kalıcı) yaşamımız’ başlayacak; dilerim ki oradaki yaşamınıza “hayırla başlarsınız, haydin hayırlar olsun” denilmektedir

Kimileri, farkında olmadan kendi gerçeğini; “İnsanın Gerçeği”ni zikretmektedir…

***

İmdi…

Bir önemli nokta var ki de, o da şu oluyor: Nuray Mert, Radikal Gazetesinde yazarken, 13.06.2006 tarihi, “Sabah el hayr/Sabah el nur” başlığı altında; “Arapçada ‘günaydın’ anlamında, karşılıklı olarak, ‘hayırlı sabahlar/ışıklı sabahlar’ diyorlar, bizim sabahımız da hayırlı ve ışıklı olur.” da demişlerdi de; “Yeniden Doğacak” Sabah’ın, Hayırlı ve ışıklı olması için’; yaşamakta olduğumuz Geçici Evren’de sürdürdüğümüz “Gece/Geçici keyif bitmeden”;yani, “Sabaha çıkmadan/Kıyamet gelmeden Kalıcı mutluluğu/Gerçek Keyfi”, yani, Hayırlı ve ışıklı olacak Sabahı” seçmek; henüz daha ‘Geçici Evren’de iken ‘Kalıcı Evren’i; Ahret Yurdu’nuseçmekgerekmektedir..

Sabah el hayr’ veyahutta ‘Tasbahu alel hayr’…

Tabii ki Mümin ve Müminat’a…

Hangi saatte ve her nerede bu temennilerimi (niyazlarımı) okumuşsanız..

Selam ile de.. Dua isteğimle de…

Ahmet MUSAOĞLU / 15.07.2010

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir