Yazarın Yazıları

HAKKINDA
  • 1950 Yılında Trabzon’da doğdu.
  • 1976 Yılında Ankara’da Maden Teknik Araştırma Enstitüsü’nde (MTA) memur hayatına başladı
  • 2002 – Ocak ayında memuriyet hayatından emekli oldu.
Eserleri
  • Tarihsel Bir Gerçek Nuh (a.s) Tufanı
  • İnsanoğluna Biçilen Yazgı Uygarlığın Tarihi
  • Kendinden Oluşa İnanmak Yaratılışın Altı Günü
  • Ölüm Yeniden Doğuş KIYAMET
  • Nuh’un Gemisi Cudi’de
  • Nubucco Babil Yolculuğu Küresel Isınma Tuzağı
  • İlk Anayurd Anadolu Trabzon Ayasofya Tarihi
  • Peygamber Şeceresi (tablo eseri)
  • Peygamberler (insanoğlunun) Tarihi (tablo eseri)
  • Trabzon Ayasofya Gerçek Tarihi

Darwin/izm/i savunmak ‘insanlık suçu’dur…

Bugünlerde gazetelerde, “Darwin cezası!” başlıkla yer alan bir haberde; Ankara’da bir ilköğretim 5. sınıf öğrencisinin derste; "İnsanlar maymundan mı geldi?" diye sorması üzerine, öğretmenin de, tüm canlıların değişime uğradığını söyleyip, Darwin teorisini anlatması, öğrencinin de bunu evde ailesine aktarması ve de ailenin öğretmeni şikayet etmesi üzerine, Milli Eğitim Bakanlığı’nın da...

‘Mahale Baskısı’ değil, ‘Mahallesizliğin Görgüsüzlüğü’

Haziran seçimleri için 'adaylar'ın tespit edildiği bugünlerde ‘Başörtülü bayanların’ da aday olup seçime katılmalarını sağlamak için oluşturulan, ‘Buluşan Kadınlar Platformu’nun; “Başörtülü vekil yoksa oy da yok” öngörülerine ‘karşı çıkış’, ‘Bikiniciler’den değil de, yine ‘Haşemacılar’ içerisinden  gelince, platformdaki bayanlar, itiraz “Bizim Mahalle’den geldi” deyiverince, bu yazım da yeniden geliyor… ‘Mahalle baskısı’ hurafesi ‘kovboy...

Ölüm Tepemizde…

         Kişi doğru hareket edebilmek için neyin doğru olduğunu bilmelidir. Şu sözler bana değil, yabancı birine ait: “-“Ölüm tepemizde öylece durur-, tekrarlanan nakarattır. Bir adam diğerini gömdükten sonra kendisi uzatılır ölüm yatağına. Ve bir diğeri de onu gömer ve bunların hepsi kısacık bir zamana sığar.” Sonuçta hep gözlenen, insanoğlunun...

Eşşekname…Eşşekliğin Divanı

Ülkemde “Yazar (bilgilendiren)” pek yok, “Yazan (bilmediğini bilmeyen)” çok, düşüncem biliniyor… “Yazan” olanlardan biri –Hürriyet’teki köşesinde-, “Eşek olmak istiyorum. Evet, ‘ş'leri çifter çifter vurgulanan cinsten bir ‘eşşek'olmak istiyorum. Belki ‘sen zaten öylesindir' diyerek bana hakaret ettiğinizi sanacaksınız ama, nafile... Vallahi değilim !. Fakat keşke söylediğinizde haklılık payı bulunsaydı. Yüzüne tükürseler ya Rabb-i şükür diyen familyaya mensup olduğum...

Nietzsche, TANRI ÖLDÜRMEDİ, dinsiz de değildi

           Son yıllarda ülkemizde hükümferma olan, “siyasi ve dini hareketli” güç döneminde, “Başörtüsü görünmeyen erkeklerin” de ama, asıl da, “Başörtüsü görünmeyen kadınların” kimliğinin ‘kırıldıkça kırıldığını’ çok yazıp, konuştum. Eski ABD Başkanı Bill Clinton’un da yutturduğu, “İnsan Hakları, Özgürlük..” palavrasıyla “mazlumları” kurtaracaklarını zannederlerken, asıl da “kendilerinin mazlum duruma...

Namık Kemal Zeybek’i Aleviler de okumasın isterim (2)

            “Namık Kemal Zeybek’i Aleviler de ‘okumasın’ isterim!..” başlıklı yazım üzerine, “kişilik haklarınıza saldırı, kamuoyundaki saygınlığınızı zedeleyici içerikli” yayın yapıldığı iddianızla, “Server hizmeti” aldığımkuruma, “Noter’den” gönderdiğiniz “İhtarname” üzerine, Server yetkilileri beni arayıp, “eğer yazımı kaldırmazsam, anlaşma sözleşmemim ilgi maddesi gereği “kendilerinin kaldıracağını” tarafıma bildirince, sözkonusu yazı yayından kalkmış, ‘isteğinize’ uyulmuş bulunuyor… Fakat, tabii ki de...

NİHAT HATİPOĞLU DA BIKTIRIYOR!

Genel bilim dallarını bilmeyen ilahiyatçıların, “Kur’an’ı gereği gibi konuşamayacakları” görüşüm bilinebiliyor. Belki bir yerlerde vardır ama, bu ülkede ortalıkta olanlardan “olması gereken gibi” bir ilahiyatçı bulup okuyamadığım da… Bilimsel bildirilerden/esasından habersiz kişilerin, “Kur’an’ı gereği gibi konuşamayacakları” görüşümü, 2009 yılında katıldığım “Cevizkabuğu” programında belirtince; birlikte stüdyoda ‘canlı yayında’ olduğumuz profesörlerden ilahiyatçı olanı,...

KEŞKE ONLARLA BİRLİKTE…

                KEŞKE ONLARLA BİRLİKTE OLSAYDIM Yaşı 50 civarında olanlar hatırlarlar. Bizim çocukluk-gençlik çağlarımızda mahalle aralarındaki sokaklar futbol oynanan yerlerdi. Ben Ortahisar(Trabzon)’da büyüdüm. Mahallemizdeki kuzey güney yönlü dar ve uzun sokaklara kurduğumuz ´taş kaleler´ arasındaki parke alanlar bizim futbol sahalarımızdı. Aramızdaki maçlarda sivrilebilen oyuncular mahalle takımımızı oluştururdu. Mahalle takımları arası maçlar ise,...